Header Ads

Gazeteciliği Özendirmek

13:58
Eski saygınlığı kalmasa da halkın haber alma hakkını koruyan ve devamını sağlayan Medya Mensupları arasına en azından yüksek tahsil yapara...Devamı

Kocamaz Ne Dedi ???

19:04
tarsusyerelhaber.com  ||  Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Tarsus Belediye Meclis üyeleri basına ve kamuoyuna tanıtıldı. Selçukhan Restauran...Devamı

Kim Ne Demiş

21:37
BAŞBAKANI YEDİRMEYİZ! Bu başlık bana ait değil. Siyaset sahnesinde öyle ilginç cümleler ve sözler sarfediliyor ki.. Bende Tarsus'tak...Devamı

Arıcılarla Toplantı Yapıldı

tarsusyerelhaber.com || Tarsus İlçe genelinde son zamanlarda arılarda ölümler olduğu tespit edilmesi üzerine yetkililer Arıcılarla bir toplantı yaptı. 


Arıcıların konu hakkında sıkıntılarını bildirmesi üzerine yeni Arı ölümlerinin olmaması için dün Tarsus Ziraat Odasında, İl Müdürlüğü Bitkisel üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Murat Çelebi, İl Müdürlüğü Bitkisel üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürlüğünden Ziraat Yüksek Mühendisi Dr. Kubilay Derin, İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Hayri Erdoğan, İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürürlüğünden Ziraat Mühendisi Akın Akçalı ve Zirai İlaç bayilerin katılımıyla seminer yapıldı. Seminerde arıların ölüm nedenleri anlatılarak alınacak tedbirler üzerinde duruldu.
Devamını oku…

Tader Ankara’da Okuyan Tarsuslu Gençleri Biraraya Getirdi

tarsusyerelhaber.com || TADER, Kadın Komisyonu ve Öğrenci Gençlik Komisyonunu kısa bir süre önce kurmuştu. Öğrenci gençlik komisyonu ilk etkinliğini 26 Şubat’ta gerçekleştirdi.


Ankara Tarsuslular Derneği, Ankara’da okuyan Üniversiteli gençlerle, bir araya geldi. Tader tarafından 100 kişiyi aşkın öğrencinin ve Tarsuslularında katılımıyla yaklaşık 200 kişilik düzenlenen yemekli toplantıya,hemşerilerimiz Yargıtay Hakimi Mustafa Ateş ve Danıştay Hakimi Mehmet Aydın,Tarsuslu Milletvekilleri Emine Ülker Tarhan, Vahap Seçer ve Ankara Vali yardımcısı Mehmet Seyman’da katılarak gençlerimizi yalnız bırakmadı. Mersin Milletvekilleri Ahmet Tevfik Uzun ve Mehmet Şandır başka bir programları nedeniyle katılamadıkları toplantının başında, Üniversiteli öğrenciler ve gençler adına bir konuşma yapan, ÖGK Başkanı Ufuk Ateşli ;‘’Tader’in bizlere verdiği önem ve ilgiden dolayı çok mutluyuz. Ailelerimizden sonra güvenerek kapısını çalabildiğimiz derneğimizin tüm yöneticileri, bizlere gönül kapısını açmıştır.

Tader hem biz gençler, hem de tüm Tarsuslular için gerçek bir dost kapısıdır.Her türlü sorunumuzla yakından ilgilenerek , öğrencilik yaşantımızın kolaylaşması için yaptıkları çalışmalardan ve katkılarından dolayı başta Genel başkanımız Semih Özsu olmak üzere, yönetim kurulu üyelerimize çok teşekkür ediyoruz’’dedi. Tader Genel Başkanı Semih Özsu’da yaptığı konuşmada ;’’Tader olarak amacımız gençlerimizi, Ankara’da Tader çatısı altında toplamak, birbirleriyle tanışmalarını sağlayarak, yaşamları boyunca dayanışma ve yardımlaşma içerisinde olmalarını ve hemşerilik bilincini yüreklerinde şimdiden hissederek,Tarsus’a nasıl faydalı işler yapabilecekleri düşüncesini yerleştirmektir.

Dernek olarak çalışmalarımızı sağlıklı bir şekilde sürdürebilmek ve öğrencilerimizin maddi ve manevi sorunlarına çözüm üretebilmek için, Tarsuslu işadamlarımızın desteğine her zamankinden daha çok ihtiyaç olduğunu belirterek,bizlere bu konuda destek olmalarını bekliyoruz’’dedi. Özsu ;‘’Bu akşamki toplantının düzenlenmesinde sponsor olarak katkı veren,Yönetim kurulu üyemiz,Aykut YILDIRIM’a ve toplantımıza katılımlarından dolayı hemşerilerimize ve öğrencilerimize yönetim kurulumuz olarak çok teşekkür ediyoruz’’.dedi Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan konuşmasında ;’’ Anayurt olarak kabul ettiğimiz Tarsus’a olan özlemimiz Tader’in bizleri bir araya getiren organizasyonları sayesinde gidermeye çalışıyoruz. Öğrencilik yaşamının zorluklarını çeken biri olarak çok iyi biliyorum.

Zorluklarla mücadeleden yılmayın,doğruları söylemekten korkmayın,bizlerde her zaman her konuda yanınızda olacağız’’dedi. Milletvekili Vahap Seçer ise;’’ Bu gün siz gençlerimizle birlikte olmaktan dolayı çok memnunum.Bir büyüğünüz olarak her zaman size yardımcı olmaya hazırım.Ülkemiz için,geleceğimiz için çok çalışmamız gerekiyor,sizler de bu çalışmaların en önemli unsurlarısınız’’dedi. Ankara Vali yardımcısı Mehmet Seyman’da yaptığı konuşmada; ‘’Tader kuruluşunda ki amaçlarının bir çoğunu kısa sürede gerçekleştirme başarısını gösteriyor.

Bu anlamda siz öğrencilerimizi bizlerle bir araya getirerek ve sizlerin sorunlarını bizlere ulaştırarak önemli bir etkinliği daha gerçekleştirmiştir.Sizlerin sorunlarınıza yardımcı olmak boynumuzun borcudur.Kapılarımız her zaman sizlere açık olacak ve sorunlarınıza yardımcı olacağız‘’diyerek sözlerini bitirdi.. Öğrencilerin sorunlarının da konuşulduğu yemekte, Ankara’da okuyan öğrenciler keyifli bir akşam geçirdikten sonra Tader’in ‘’Gençlik ve Sanat’’ projesi kapsamında, 2Mart Pazar günü Devlet Opera ve Balesi Ankara Müdürlüğünce sahneye konulan ‘’SESLERLE ANADOLU’’adlı temsilde buluşmak üzere ayrıldılar. TADER Dünya Kadınlar Günü kutlaması kapsamında da 5Mart’ta Tarsus ‘tan gidecek olan 50 kişilik Tarsuslu kadın grubunu Ankara’da konuk edecek.
Devamını oku…

Kocamazdan Milli Atlete Ödül

tarsusyerelhaber.com || Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, Milli Atlet Burcu Ayhan Yüksel’i ödüllendirdi. Milli atleti tebrik eden Başkan Kocamaz, başarılarının devamını dilerken, bölgede başarılı sporcuların çıkmasına sevindiklerini söyledi. 


Yüksek Atlama dalında Türkiye’yi temsil eden Yüksel gibi sporcuların sayılarının artmasını dileyen Başkan Kocamaz, sporun ve sporcunun her zaman yanında olduklarını söyledi. Başkan Kocamaz, “Sporun bir ortak payda olduğunu düşünüyoruz. Spor insanları bir araya getiren, düşünce farklılıklarını ortadan kaldıran, herkesin Fair-Play anlayışı ile yarıştığı bir dal, dolayısıyla spora yerel yönetimlerin mutlaka destek vermesi gerektiğini geçmişten bu yana söyleyerek geldik, şimdide söylüyoruz. Ama bunu maalesef Ankara’daki yasa koyuculara bir türlü anlatamıyoruz.

Aslında direk olarak belediye bütçesinden spora kaynak aktarılması gerekir. Ama direk olarak kaynak aktarılmasının mümkün olmadığı yerde yerel yönetimler gerçekten spora destek verirken çok büyük sıkıntılar çekmekte, zaman zamanda bu tür destekler bazı siyasiler tarafından da istismar edilmekte, sanki bir suç gibi değerlendirilmeye çalışılmakta, inşallah bir gün gerçekten sporu gönülden seven yöneticiler gelirde yasaları ona göre düzenlerler. Her şeyi yasal çerçevede, açık şeffaf bir şekilde destek verilme imkanına kavuşur yerel yönetimler.

O zaman herkeste rahat eder” şeklinde konuştu. Başkan Kocamaz’a teşekkür eden Burcu Ayhan Yüksel, “Tarsus’ta spora yaptığınız destekten dolayı, takipçisi olarak güzel şeyler yaptığınızı düşünüyoruz. Aynı desteği Mersin’e de vermenizi istiyoruz. Çünkü Mersin’de destek anlamında inanılmaz bir spor boşluğu var. Bunun en gerçek örneği benim. Çünkü Mersin’in ve belediyemizin vermediği destekten dolayı Mersinli olmama rağmen İstanbul adına yarışıyorum” şeklinde konuştu.

Yüksel, 20-30 Haziran 2013 tarihleri arasında Mersin’de düzenlenen XVII. Akdeniz Oyunları’nda ve 14 Eylül -1 Ekim 2013 tarihleri arasında Endonezya’nın Riau kentinde yapılan 3. İslami Dayanışma Oyunları’nda Atletizm Yüksek Atlama Branşında Türkiye’yi temsil ederek altın madalya kazanmasından dolayı Tarsus Belediyesi Encümen kararıyla 5 bin TL ile ödüllendirildi. Milli atlet Yüksel’e eşi eski süper lig hakemi Vedat Yüksel eşlik etti.
Devamını oku…

Dr. Haluk Bozdoğan: Tarsus Ekonomik Olarak Çöktü

tarsusyerelhaber.com || CHP'den Tarsus Belediye Başkan Adayı olan Dr. Haluk Bozdoğan, seçim çalışmalarını her geçen gün daha da hız vererek sürdürmeye devam ediyor. Gittiği her yerde halkın büyük desteğini alan Dr. Haluk Bozdoğan, seçim çalışmaları kapsamında Tarsus Arsoy Engelli Bakım Merkezini ziyaret etti. 

Bozdoğan daha sonra Tarsus Adana Karayolu üzerinde faaliyet gösteren Seçil Kauçuk fabrikasını ziyaret etti. Bozdoğan burada, fabrika yönetim kurulu başkanı Orhan Koç ile görüştükten sonra, fabrikayı gezerek işçilerle zaman zaman sohbet etti. Dr. Haluk Bozdoğan son olarak Tarsus Tenis Kulübünü ziyaret ederek kulüp kulüp başkanı Levent Alpaltaş ve yönetim kurulu üyeleriyle karşılıklı fikir alışverişinde bulundu. 


Ziyarette konuşan Bozdoğan; “Yıllar geçti bu ülkede sorumluluk almam gerekti. Ben siyasetçi değilim ama siyaseti bir hizmet aracı gördüğüm için buradayım. Ben hizmet adamıyım siyasete girdikten sonra çok saldırdılar saldırıyorlar ve saldıracaklar da ama siz bu olayların olduğun da o kadar güven moral verdiniz ki sizlerle de gurur duyuyorum. Gidişat pek iyi değil, hem ülkenin koşulları hem kentimizin durumu. Yönetim olarak ta artık insanları açlığa yoksulluğa mahkum etmiş bir sistem.

Hırsızlıkla yönetilen bir ülke hırsızlıkla yönetilen bir sistem. Elbette ki bu sistemde doğru dürüst insanların yer alması gerekiyor. 20 yıldır Tarsus'ta görünen bir tablo. Şehir tamamen artık gerici bir kent haline geldi. Ekonomik olarak çöktü, 52 bin insan sosyal yardım alıyor, bunun yanında dağıtılan erzaklar bu insanların durumunu ortaya koyuyor, yani bu kentin % 20 si yoksul. Yani böyle bir kente şöyle bir baktığımızda yıllar önce üretim kenti olan fabrikalarıyla coşan toprağı tarımıyla coşan bir kent ne hale geldi. Ama hiç de tuzum kuru demiyoruz. Biz şunları yaptık bunları yaptık diyorlar. Sokak temizlemeyle çöp toplamayla park yapmayla bu işler olmuyor bir kentin marka cazibe kent olması için o kentin yönetiminde ufku geniş vizyonu geniş insanların yer alması gerekir. 20 yıldır projelerle yönetilmeyen bir Tarsus.

Çift dikiş yapılarak yönetilen bir Tarsus bir bakıyorsunuz bir hayvanat bahçesi yapıyorlar yıkıp yerini değiştiriyorlar. bir havuz yapıp yıkıyorlar heykel yapıyorlar, heykeli yapıp yıkıp yerine havuz yapıyorlar. Yani yaptıkları hep çift dikiş. Bunlar rantçı yöntemleri kendi yandaşlarına peşkeş çektiği oyunlardır. Böyle bir yönetim tarzıyla halk gittikçe daha da yoksullaşır halk gittikçe daha da sosyal yardımlara muhtaç hale geliyorlar.” dedi. Tarsus Tenis Kulübü Başkanı Levent Alpaltaş ise Dr. Bozdoğan'a çalışmalarında başarılar diledi.
Devamını oku…

Başkan Kocamaz Kanal A'da Neler Söyledi ???

tarsusyerelhaber.com || MHP Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ve Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, Kanal A televizyonu canlı yayın konuğu oldu. Gazeteciler Selahattin Serçe ve Fatih Şahin’in sunduğu programda, Başkan Kocamaz, Mersin için projelerini ve seçim çalışmalarına ilişkin tüm soruları cevapladı. Projelerini anlatan Başkan Kocamaz, Mersin’in 31 Mart itibariyle hizmetlerle tanışacağını söyledi. 


Başkan Kocamaz, “Mersin tarihiyle, doğasıyla, dağıyla, deniziyle, turizmiyle, inanç merkezi olmasıyla gerçekten çok önemli bir merkezdir. İpek Yolu’nun içerisinden geçtiği çok önemli bir cazibe merkezi ama ne tam manasıyla bir turizm kenti olabilmişiz, ne tam manasıyla bir tarım kenti olabilmişiz, ne tam manasıyla bir sanayi kenti olabilmişiz. Ne denizden yeterince faydalanabilmişiz, ne lojistik açısından kendimizi yeterince hazırlayabilmişiz. Bunların hepsinden çalakalem faydalanıldığı için arabesk bir kent oluştu. Halbuki bunların her biri Mersin açısından ayrı bir değer, bunların hepsini değerlendirmek mümkün ama Mersin maalesef o doğal güzelliklerini, kültürel değerlerini, sosyal yapısını bir sentez noktasında birleştirememiş. Maalesef bu problemli ve kalifiye olmayan göç nedeniyle de Mersin gerçekten huzurunu kaybetmiş. İnsanlar geleceğinden emin değil ve geleceklerine endişeyle bakıyorlar” dedi.

Tüm ilçelere eşit hizmet vereceklerini ifade eden Başkan Kocamaz, “Ben yeni bir belediye başkanı değilim, Tarsus’a 20 yıldır belediye başkanı olarak hizmet ediyorum. Mersin’inin demografik yapısının Tarsus’tan bir farkı yok. Burada önemli olan insanları kazanabilmek için onları kucaklamanız lazım. İnsanları ötekileştirmeyeceksin. Bizim 1994’te sloganımız ‘Şehir merkezinde ne varsa, dış mahallelerde de aynısı olacak’ sloganıydı. Şimdi Tarsus o noktaya geldi. Siz yeter ki onlara hizmet götürün, sahiplenin, ötekileştirmeyin” şeklinde konuştu. Başkan Kocamaz, “Yarınlarından endişesiz, gelecekten emin ve umutlu, geçmişten dersler çıkaran, geleceğe açık, yaşadığı kentten mutlu olan, Mersinliyim demekten gurur duyan, insanların yaşadığı çağdaş bir kent vadediyor, Mersin’in yolcusu değil, bir hancısı olarak Mersin’i herkesten ve her kesimden daha fazla seven bir Mersin sevdalısı olduğumu özellikle belirtmek istiyorum. Çünkü, ben bir Mersinliyim, hayatımın her anını bu topraklara borçluyum.

İşte onun için 20 yıldır Tarsus’a hizmet ediyorum. Şimdi de 20 yıllık bilgi ve birikimlerimi 13 ilçemiz ile birlikte tüm Mersin’e aktarmak, tüm Mersin’e hizmet etmek istiyorum. Bugün, sırf seçim kaygısıyla güya 'Kocamaz gelirse içkili lokantaları kapatacakmış, insanların arasında soy, sop, köken, inanç ve mezhepsel ayrımlar yapacakmış, insanların ekmeğiyle oynayacakmış, köylerde bile hayvancılığı yasaklayacakmış, belediye çalışanlarının işine son verecekmiş, belediye çalışanlarının özlük haklarını ve denge tazminatlarını iptal edecekmiş' gibi akla, hayale gelmeyecek uydurma haberleri yayanları, bu yetmiyormuş gibi ailemle ilgili akıl ve mantık dışı, benim düzenli ve mutlu aile yaşantımı hedef alan, alçakça iftira savuranları önce Mersin halkının sağduyusuna sonra da Yüce Allah’a havale ediyorum.

Şunu herkes bilmeli; bu iftira ve tezviratlarda gösteriyor ki; bu seçimin sonucu şimdiden bellidir. Ancak bu halk hareketinin oluşturduğu selin önünde artık hiçbir kütük duramaz. Güneş balçıkla sıvanamaz. 30 Mart Mersin için yeni bir kurtuluş, yeni bir milat olacaktır. 31 Mart’tan itibaren Mersin’de doğan güneş çok daha parlak olacak, Mersin makus talihini yenecek, Mersin topyekun ayağa kalkacak, kendini bulacak ve Mersin kağıt üzerinde değil, gerçekten Büyükşehir olacaktır. Mersin problemler yumağı olmaktan kurtulacak, Mersinli Mersin’de yaşamanın hazzına varacaktır. Onun için birlikte yürüyelim, birlikte yönetelim, birlikte büyütelim diyoruz” ifadesini kullandı.
Devamını oku…

Son Dakika: Sevket Can Neler Söyledi ???

tarsusyerelhaber.com || Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Tarsus Belediye Başkan Adayı Şevket Can, Tarsuslulara seslenerek, sandık başına gidip, oylarını kullanmalarını istedi. Sandık başında yüreğinin sesini dinleyen Tarsusluların elinin üç hilale zaten kendiliğinden gideceğini belirten Şevket Can, Gaziler Mahallesinde meydanları dolduran binlerce kişiye seslendi. Tarsus, tarihinde hiç görmediği mitinglere ev sahipliği yapıyor. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Tarsus belediye başkan adayı Şevket Can’ın düzenliği kahvehane toplantıları meydanlara sığmıyor. 
En son olarak Gaziler Mahallesinde toplantı düzenleyen Şevket Can adete Gaziler Mahallesini salladı. Gaziler Mahallesinin en büyük meydanlarından biri olan Dilaver Şimşek’in kahvesinin önündeki meydanda yapılan mitingdeki coşku ve heyecan insanların gözlerinden okunuyordu. Ellerine Türk bayraklarını ve Üç hilalli bayrakları alarak meydanlara akın eden Gaziler Mahallesi sakinlerinin hazırladığı afişler özellikle dikkat çekiyordu. “Sayın Şevket Can sen bizim başımızın tacı, gönlümüzün fermanı, kalbimizin şahısın, Tarsus’un kıymetlisi, Ahde vefalıyız diyor, Şevket can’ı destekliyoruz, Babacan Başkan , Tarsus sana hayran güzel başkan” yazılı afişler ve çiçeklerle Şevket Can’ı karşılayan mahalle sakinleri, “Biz boş lafa değil, hizmete bakarız, bir de adam gibi adam Şevket Can’a bakar, onu bilir, onu tanırız, ona koşarız” dediler. “1.5 yıldır çok seviyeli bir şekilde seçim çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Gece uyumadan, gündüz yorulmadan çalışıyoruz. Tarsus halkıyla kucaklaşıyoruz, büyük ilgi ve destek görüyoruz. Toplantılarımız meydanlara sığmıyor. Tüm dava arkadaşlarımız, partili-partisiz tüm vatandaşlarımız Tarsus’ta sağlanan huzurun, hizmetin, kardeşliğin ve başarın devamını istiyor. Tarsus halkı Tarsus’ta yapılan hizmetlerden ve Tarsus’a kazandırılan eserlerden memnun. Çünkü bu meydanlar bunu gösteriyor. Bu meydanlar şu mesajı veriyor, ‘Tarsus huzura devam’ dedi, ‘Tarsus hizmete devam’ dedi, ‘Tarsus barışa, kardeşliğe devam’ dedi. Biz 20 yıllık hizmet hayatımızda hiçbir zaman kimseyi ötekileştirmedik, din, dil, mezhep ayrımı yapmadık.

Tüm Tarsus’u bir bütün olarak, gördük, öyle kucakladık. Kırmadık, dökmedik, incitmedik. Şurada kaldı bir ayımız. 30 Mart zaferine adım adım yürüyoruz.. Allah’ında çalışana vereceğini biliyor, bizlerde çalışıyoruz. Bizde çok çalışıyoruz. Allah’ın izniyle, sizlerinde desteğiyle başaracağız.”dedi. Büyükşehir yayası ile ilgili de bilgiler veren Şevket Can, Tarsus merkez, beldeler ve köyler için hazırladığı projeler hakkında da bilgiler verdi. Tarsus Ülkü Ocakları Başkanı Ali Rıza Genç ile MHP Tarsus İlçe Başkanı Ertuğrul Bodur’da günün anlam ve önemine ilişkin birer konuşma yaptılar. Ayrıca Gaziler Mahallesi Muhtarı Emircan Aksan, hizmetlerinden dolayı Şevket Can’a plaket verdi. Öte yandan Şevket Can, Gaziler Mahallesinde MHP Tarsus Belediye meclis üyelerini de tanıttı.
Devamını oku…

Hocalı Katliamı Bunun Adı Soykırım Değil de Nedir?

Basit bir olaydan, yüz yüze bir savaştan ya da toplu saldırıdan değil bir vahşetten bir kıyımdan bahsediyoruz. Namussuzca, insafsızca, insanlık dışı bir vahşetten. İhtiyar dedelerin, yaşlı anaların yüzlerinin jiletlerle doğrandığı, genç kadınların göğüslerinin kesildiği, bebeklerin kafa derilerinin yüzüldüğü ve 12 kilometrelik orman boyunca cesetlerin dizildiği bir katliamdan.


Basit bir olaydan, yüz yüze bir savaştan ya da toplu saldırıdan değil bir vahşetten bir kıyımdan bahsediyoruz. Namussuzca, insafsızca, insanlık dışı bir vahşetten. İhtiyar dedelerin, yaşlı anaların yüzlerinin jiletlerle doğrandığı, genç kadınların göğüslerinin kesildiği, bebeklerin kafa derilerinin yüzüldüğü ve 12 kilometrelik orman boyunca cesetlerin dizildiği bir katliamdan. Bugün Acı Bir Gün Hocalı Katliamının Yıldönümü Tarihler 26 Şubatı gösteriyordu Çok değil 22 yıl öncesinden bahsediyoruz, İnsan Haklarının Kardeşliğinin, Çiçek Çocuklarının şarkılarının, dünya barışının gündemden düşmediği günlerden, 91 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dağılmasıyla başladı her şey, dünyayı yöneten iki büyük güçten birinin SSCB’nin yıkılmasıyla. Bir yıl sonrasında ise topraklarından atılmak istenen yüzlerce insan bir gecede katledilecekti. İşte tarihi gerçekler ışığında Hocalı Katliamı. Saldırıda ölenler hakkında verilen resmi rakam 613 kişi olmakla birlikte, katledilen toplam Azeri sayısının 1.300 kişi olduğu söylenmektedir.

Bir Gecede 613 Müslüman Katledildi Bunun Adı Soykırım Değil de Nedir? Basit bir olaydan, yüz yüze bir savaştan ya da toplu saldırıdan değil bir vahşetten bir kıyımdan bahsediyoruz. Namussuzca, insafsızca, insanlık dışı bir vahşetten. İhtiyar dedelerin, yaşlı anaların yüzlerinin jiletlerle doğrandığı, genç kadınların göğüslerinin kesildiği, bebeklerin kafa derilerinin yüzüldüğü ve 12 kilometrelik orman boyunca cesetlerin dizildiği bir katliamdan.


26 Şubat 1992 Ne Olmuştu?

26 Şubat 1992 günü Karabağ Savaşı sırasında gerçekleşen Hocalı katliamı, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve Azeri sivillerin Ermenistan'a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde öldürülmesiyle sonuçlanmıştır. Azerbaycan makamlarından yapılan resmî açıklamalara göre saldırıda 106'sı kadın, 83'ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycanlı hayatını kaybetmiştir. Peki Hocalı katliamın asıl nedeni ne? Vahşetin perde arkasında kim var? Ermenistan bu katliamda sadece maşa vazifesi mi gördü? Ermeni güçlerinin 1991'in sonlarına doğru ablukaya aldığı Hocalı, 936 kilometre karelik alana sahip, 2 bin 605 ailenin, toplam 11 bin 356 kişinin yaşadığı bir kasabaydı. Aralık 1991'de Karabağ'ın başkenti olarak kabul edilen Hankendi şehrini işgal eden Ermenilerin bir sonraki hedefi, bölgenin tek havaalanına sahip ve stratejik önem taşıyan Hocalı'yı ele geçirmekti. Hocalı'nın etrafındaki bütün köy ve yolları tek tek ele geçiren Ermeni güçleri, kasabanın diğer illerle karayolu bağlantısını kesti. Hocalı'nın diğer bölgelerle tek ulaşım bağlantısı olan helikopter ulaşımı, 28 Ocak 1992'de, Şuşa Ağdam seferini yapan helikopterin Ermeniler tarafından vurulmasıyla ortadan kalktı. Bu olayda, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 44 sivil hayatını kaybetti.

Ocak ayının başlarından itibaren elektrik enerjisi de kesilen Hocalı'nın savunması, sadece hafif silahlarla silahlanmış yerel savunma güçleri ve az sayıdaki milli ordu askerlerinden ibaretti. 25 Şubat 1992'den itibaren Hocalı'ya saldırıya başlayan Ermeniler, bölgede bulunan Sovyet Ordusu 366. Zırhlı Alayı'nın bütün araçlarını kullanarak, şehri iki saat boyunca top ve tank ateşine tuttu. Saldırıdan bir gün sonra ise hafızalardan yıllarca silinmeyecek olan "Hocalı Katliamı" yaşandı.


Hocalı Katliamına Doğru

Sovyetler Birliği'nin son günlerini yaşadığı 1988'de Azerbaycan-Ermenistan arasında patlak veren savaş, Azerbaycan için büyük yıkımlara yol açtı. Bu savaşın, hafızalardan silinmeyen en acı olaylarından biri de Ermeni güçlerinin 26 Şubat 1992'de Hocalı'da yaptığı katliam oldu. 1991 yılında Azerbaycan Parlamentosu’nun halktan gelen baskılar karşısında Dağlık Karabağ’ın özerk bölge statüsünü ilga etmesine karşılık Dağlık Karabağ Parlamentosu bir referandum düzenleyerek cevap vermiştir. Çoğunluğu Ermenilerin oluşturduğu bölgede referandum sonucunda Dağlık Karabağ Parlamentosu bağımsızlığını ilan etmiştir. 1992’de Sovyet birlikleri de bölgeden çekilmiştir. Bundan 22 yıl önce Azerbaycan’nın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında Ermeni kuvvetleri yüzlerce Türkü katletti. 336.Sovyet Mekanize Alayının da desteği ile Hocalı kasabasına giren Ermeniler kadın çocuk erkek ayrımı yapmadan işkenceye varan yöntemlerle eşine az rastlanır bir katliam gerçekleştirdiler. 1980’li yılların ikinci yarısından itibaren SSCB’nin dağılma sürecine girmesi Azerbaycan ile Ermenistan arasında gerilimli bir süreci başlattı. Ermenistan Sosyalist Cumhuriyeti Azerbaycan’a ait olan Karabağ bölgesinin dağlık kısmında Ermeni nüfusunun fazla olduğunu belirterek bölgenin kendisine ait olması gerektiğini iddia edecekti. 1989 yılında yapılan nüfus sayımına göre Dağlık Karabağ bölgesinin nüfusunun %75’i Ermenilerden, %25’i Azerilerden oluşmaktaydı. Ancak bölgede Ermeni nüfusunun fazla olmasının sebebi Sovyetler Birliğinin yıllar süren politikalarıydı. Bölge uluslar arası örgütlerin de kabul ettiği gibi tarihi ve hukuki olarak Azerbaycan’a ait topraklardı. Bölgedeki gerilim 1988 yılında Dağlık Karabağ bölgesindeki Ermenilerin Azerbaycan’dan ayrılarak Ermenistan’a katılmak istemeleri ile arttı. Dağlık Karabağ Meclisi karar alarak Ermenistan’a bağlandığını ilan etti. Bu gelişme üzerine Azerbaycan, Dağlık Karabağ bölgesinin özerk statüsünü kaldırdığını ve kendine bağladığı yönünde bir karar aldı. Karabağ özerk yönetiminin buna cevabı ise bağımsızlık referandumu oldu. Bölgede yaşayan Azerilerin katılmadığı referandumdan çıkan bağımsızlık kararının ardından 6 Ocak 1992’de Dağlık Karabağ Cumhuriyeti resmen ilan edildi.


Bölgesinde yaşanan bu gelişmeler Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki savaşı başlatan sebep oldu. 1991 yılının sonlarında başlayan savaş Ermenilerin lehine gelişti. Rus desteğini alan Ermeniler Dağlık Karabağ bölgesine girerek bölgeyi işgale ettiler. Hocalı kasabasında yaşananlarsa bu savaşın henüz başlarında yaşanan bir katliamdı. Dağlık Karabağ’ın en önemli tepelerinden ve dolayısıyla hakim konumu itibariyle önemli bir mevki olan Hocalı kasabası Ermeni kuvvetleri için önemli bir askeri hedefti. Kasaba aylarca top ateşine tutuldu ve Ermeni kuvvetlerince abluka altına alındı. Etrafıyla bağlantısı kesildi. Katliamın gerçekleştiği tarihlerde 10 bin nüfuslu Hocalı’da 3 bin civarı Azeri bulunmaktaydı. Hocalı’da gerçekleştirilen katliama giden süreçte, Ermenileri Rusların desteklediği yönünde ciddi bulgular bulunmaktadır. Ermeni gönüllülerden oluşan silahlı gruplar Karabağ’a yerleştirilmiştir. Ardından Gorbaçov, 25 Temmuz 1990’da yayımladığı bir kanun ile SSR (Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti) kanunları dahilinde olmayan silahlı grupların kurulmasını yasaklamış ve kanunsuz olarak saklanan silahlara el konulmasını sağlamıştır. Bu kanunla birlikte Azerbaycan’ın bütün bölgelerinde av silahları da dahil olmak üzere silahlar toplanmış, Dağlık Karabağ’da ise bu görev Rus askerleri tarafından yerine getirilmiştir. 1990 yılının Ağustos ve Eylül aylarında Ermeniler saldırılarını doğrudan Azerilere yöneltmeye başlamışlar, otobüs baskınları, yol kesme gibi terör eylemlerine kalkışmışlardır. 1990 yılı başlarında yaklaşık 186 bin Azeri, Ermenistan’dan Azerbaycan’a gitmeye zorlanmıştır. Ekim 1991’de ilk Azeri köyü Ermenilerce ele geçirilmiştir. Hocalı Katliamı, Rus askerlerinin desteğiyle 25–26 Şubat 1992’de Hocalı’ya ulaşan Ermeni kuvvetlerince gerçekleştirilmiştir. Rusya olaylarla ilgisinin olmadığını iddia etse de, Rus ordusuna ait 366. alayın 1991’in sonbaharından beri Ermenilerin safında savaştığı, alaydan kaçan dört askerce doğrulanmıştır.

Ve Hocalı Katliamı 

10 bin nüfuslu Hocalı’da olaylar sırasında yaklaşık 3.000 Azeri bulunmaktaydı. Saldırıda ölenler hakkında verilen resmi rakam 613 kişi olmakla birlikte, katledilen toplam Azeri sayısının 1.300 kişi olduğu söylenmektedir. Saldırılar sırasında Hocalı’da yaşayan Ahıska Türkleri de evlerinde yakılarak öldürülmüştür. Kadın, çocuk ve yaşlılar da dahil olmak üzere siviller katledilmiştir. Katliamın ilk gecesinde sekiz aile bütün fertleriyle öldürülmüş, 700’den fazla çocuk anne ya da babasını kaybetmiştir. Yaralılar ise 1.000’in üzerindedir. Hocalı Katliamında Ermeni Komutan Gördüklerini Anlattı: Disiplin Yok Emri! Hocalı'ya yakın bölgede Ermeni askeri birliklerine komutanlık yapmış olan Monte Melkonyan katliamdan bir gün sonra Hocalı çevresinde gördüklerini günlüğünde şöyle tasvir etmiş: Bir gece önce akşam 11 civarında, 2.000 Ermeni savaşçısı, Hocalı'nın üç tarafındaki yüksekliklerden ilerleyerek, kasaba sakinlerini doğudaki açılışa doğru sıkıştırmışlar. 26 Şubat sabahına kadar mülteciler Dağlık Karabağın doğu yüksekliklerine ulaşmış ve aşağıdaki Azeri kenti olan Ağdam'a doğru inmeye başlamışlar. Burdaki tepeciklerde yerleşen sivilleri güvenli arazide takip eden Dağlık Karabağ askerleri onlara ulaşmışlar. Mülteci kadın Reise Aslanova İnsan Hakları İzleme Örgütüne verdiği açıklamada "Onlar sürekli ateş ediyorlardı" diye konuşmuştu. Arabo'nun savaşçıları daha sonra uzun zaman kalçalarında taşıdıkları bıçakları kınlarından çıkararak bıçaklamaya başlamışlar.



Şu anda yalnız kuru çimenden esen rüzgarın sesi ıslık çalıyordu, ve ceset kokusunu uçurması için bu rüzgar henüz erkendi. Monte üzerinde kadınların ve çocukların kırılmış kuklalar gibi saçıldığı çimene eğilerek "Disiplin yok" diye fısıldadı. O bu günün önemini anlıyordu: bu gün Sumgayıt Pogromunun dördüncü yıldönümüne yaklaşıyordu. Hocalı stratejik bir amaç olmasından başka aynı zamanda bir öç alma eylemiydi.” Katliama tanık olan bir gazeteci, yaşananları şu şekilde aktarmaktadır: “Dağlık Karabağ’ın Hocalı kentinin düşüşünü bir gün boyunca yaşadım. Görüntülerle belgeledim ve video çekimleriyle bir günde 1.300 Azerbaycan Türk’ünün Ermeni çetecilerce öldürülüşünü bütün dünyaya duyurdum. Hocalı katliamı anlatılamaz bir vahşetti. Azerbaycan yönetimi ve Cumhurbaşkanı Ayaz Mütellibov, olayı dört gün boyunca kamuoyundan gizlemeye çalıştılar. Bütün Azerbaycan şok olmuştu. Ermeni bıçaklarından, kurşunlarından kurtulmayı başaranlar; kadınlar, çocuklar, ihtiyarlar karlı dağlarda tipi altında Agdam’a gelmeyi başardıklarında çoğunun ayakları donmuştu. Bazılarının ayakları ise kangrenden dolayı kesilmişti. Ermeniler vahşetin her türlüsünü sanki ibret olsun, örnek olsun diye yapmışlardı. İhtiyar dedelerin, yaşlı anaların yüzleri jiletlerle doğranmış, genç kadınların göğüsleri peynir gibi kesilmiş, bebeklerin kafa derileri yüzülmüştü. Hocalı ile Agdam arasındaki 12 kilometrelik orman boyunca cesetler dizilmişti.”


Resmi verilere göre, Hocalı Katliamı'nda savunmasız durumdaki 106'sı kadın, 83'ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetti. Katliamdan 487 kişi ağır yaralı olarak kurtulurken, Ermeni güçleri bin 275 kişiyi rehin aldı. Bunlardan 150'sinden haber alınamadı. Esirler yıllarca uluslararası kurumlardan gizli olarak köle gibi çalıştırıldı. Hatta esir kadınların fuhuşa zorlandığı haberleri alındı. Gelişmelere seyirci kalan BM ve Batılı devletler, Ermenilerin yaptıkları katliamlara ve işgal hareketlerine ciddi bir tepki göstermemişlerdir. Ermenilerin Mayıs 1992’de Nahçıvan’a saldırmalarından sonra Türkiye 1921 Kars Anlaşması çerçevesinde bölgeyi korumak için askerî müdahalede bulunabileceğini açıklamıştır. Uluslararası toplum ancak Ermenilerin nüfusu 60 binden fazla olan Kelbecer’e saldırmasıyla harekete geçti. BMGK, 822 sayılı kararı ile Ermeni kuvvetlerinin işgal altındaki topraklardan çekilmesini istedi, ancak bu sonuç vermedi. Kararın ardından AGİT bünyesinde ara buluculuk çalışmaları başlatıldı.


1994 Ateşkesi İle de Çözüme Ulaşılmadı 

1994 yılında iki taraf arasında ateşkes ilan edilmiştir. Savaş sonrası çözüme kavuşturulamayan bir diğer sorun da, ülke içerisinde yerinden edilen ya da sığınmacı durumuna düşen bir milyon civarı Azeri’dir. Bunların büyük bir çoğunluğu Azerbaycan sınırları dahilinde yaşamaktadırlar. Azerbaycan nüfusunun %10’undan fazlası ülke içinde yerinden edilmiş sığınmacılardan oluşmaktadır ki bu, kişi başına dünyada yerinden edilmiş en büyük nüfus hareketlerinden biri anlamına gelmektedir. Bu insanlar hâlâ Ermenilerce işgal edilen topraklarda bulunan evlerine geri dönmeyi beklemektedirler. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalan veya başka ülkelerden Azerbaycan’a gelen Azerbaycan vatandaşları, Azerbaycan hükümeti tarafından “göçkün” olarak adlandırılmaktadır. Sorunlarına hâlâ kalıcı çözümler bulunamayan göçkünler; mesken, iş, yiyecek, sağlık, eğitim ve can güvenliği gibi birçok sorunla karşı karşıyadırlar. Bu kişiler Bakü ve çevresinde, zor koşullar altında çadırlarda, barakalarda, okul ve yurtlarda, pansiyonlarda, dükkanlarda, yük vagonlarında, hatta yol kenarlarında yaşam mücadelesi vermektedirler.


Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Tarihçi Doç. Dr. Caner Arabacı Hocalı Katliamını şöyle anlatıyordu: "Hocalı Katliamı bir savaş değil. Orada Azerbaycan güçleriyle savaşılmadı, sivil halk katledildi. Burada vahşet var" diyen Dr. Arabacı, yaşanan dramı sözün bittiği yer olarak tanımladı. Ermenistan'ın Azerbaycan ile savaşı ve devamında yaptığı katliamda maşa olarak kullanıldığını ifade eden Arabacı, "Vahşetin gerisindeki Rusya'yı görmeden Hocalı katliamı değerlendirilemez" Hocalı Katliamı'nın Rusya'nın Kafkas politikasıyla ilişkilendirildiği zaman doğru anlaşılabileceğini söyleyen Doç. Dr. Caner Arabacı, "Hocalı Katliamı Ermenilerin Müslümanları yok etme operasyonu gibi düşünülmemeli. Çünkü bu katliamda katliama katılanın arkasında Rus zırhlı tugayı var. Orada küçük bir ermeni grup Ermenistan'ı kuruyor ve Ermenistan'ı büyütmeye çalışıyor. Ermeniler kendilerinden dört kat büyük Azerileri yok ediyor. Onun için asıl düşmanlık Ermenilere görülmemeli. Ermenistan, Hocalı katliamı'nda Rusya'nın Kafkas politikasında kullandığı bir maşa. Rusya'nın Kafkas politikası Kafkasya'yı ele geçirme ve ardından oradaki İslam nüfusu ortadan kaldırmak istemesidir. Stalin, altı Müslüman halkı hayvan vagonlarına yükleyerek farklı yerlere sürgün ediyor ve buraya Hristiyan nüfusun yerleştirilmesi için çalışıyor. Hocalı Katliamı'nda Ermenistan'ın bugünkü Cumhurbaşkanı ve Savunma Bakanı da var. Bu Azeri sivil halkı öldürme faaliyeti. Ama sadece Ermenilerin ortaya koyduğu bir faaliyet değil. Burada çocuk, kadın ve ihtiyar 613 kişi katlediliyor. Bunlar savaşçı değil bunlar Kafkas insanları. Önce öldürülüyor ardından vücutlarında çeşitli işkenceler yapılıyor. Yüzlerinde sigara söndürülüyor, kafası ve derisi yüzülüyor" diye konuştu. Ermenistan'ın Rusya'ya gönüllü maşalık yaptığını ifade eden Arabacı, "Ermenilerin bu katliamı yapmalarındaki maksat Doğu Anadolu'dan Müslümanları kaçırma ve Ermenistan'a yer açmadır. Tabi bunun ardında Rusya duruyor. Sadece Azeri nüfus yok edilmiş, Müslüman Türk nüfus kaçırılmış olmuyor. Böylece Rusya'nın müttefiki ve tuttuğu maşası Hristiyan piyarcılığında bir halk yerleştirilmiş oluyor. Böylece Kafkaslar Hristiyan âlemi Rusya'nın kontrolünde Kafkaslara yerleştirilmiş oluyor. Bir de setten Hristiyan duvar oluyor. O yüzden Hocalı katliamını Rusya'nın Kafkas politikasıyla birlikte değerlendirmek lazım. Ermenistan da bu konuda gönüllü maşa konumunda. Türkiye ile Rusya sınırında Türkiye ile Azerbaycan'ın arasına giren Anadolu'dan daha eski bir yerleşim yeri olan Karabağ olan bir Türk bölgesini işgal ederek devletleşmek olarak görüyor. Burada hedef Türkiye'dir ve Müslüman Türklerdir. Bunların aleyhine büyücek bir Hristiyan âleminin oluşması olacağı için Rusya destekliyor. Ermenistan'a bakıldığı zaman fevkalade zavallı, arada kalmış ve boğulan Rusya'nın desteğiyle yaşayan bir ülke konumunda. Rusya'nın amacının buradaki Türk halkını yok etmek ve Kafkaslara hakim olmak olduğunu söyleyen Arabacı, Karabağ'ın Anadolu'dan eski bir Türk ve Müslüman yurdu olduğunu kaydetti.


Hocalı Katliamının Asıl Nedeni Ne?

"Katliamın nedeni Karabağ bölgesini boşaltmaya yönelik. Ermenistan Ruslar tarafından kurulduğu zaman orada 3 bin Türk köyü yüzbinlerce Müslüman Türk var. Birinci Dünya harbi başladığında bu bölgeden Azeri halk Osmanlı Devleti'ne doğru sürülmüş, kaçırılmış, öldürülmüş. Tarihte Müslümanlardan kurtulma operasyonu her fırsatta var. Sadece 1992'deki Hocalı Katliamı'nda öldürülen çocuk, kadın ve ihtiyar sayısı 613. Zaten çok eski olmadığı için medyanın televizyon kameralarının fotoğraf makinalarının olduğu bir dönem ve bu katliamın bolca çekimleri yapıldı. Fotoğraflara bakıldığı zaman saldırılarak öldürülen insanlar var. Bu saldıranların içinde Ermenistan'ın cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan da var. Öldürdükten sonra büyük bir işkence gözleniyor. İnsan tanımadığı insanı öldürdükten sonra neden işkenceye tutar? 2 milyonun üzerinde Azeri'de kaçırıldı ve bir daha buralara dönememiş. İslam ve Türk nüfus buralardan çekildi. İşkencenin mantığını da anlamak lazım. Ama oraları dağıtıp yakıp yıkmakla Ermenistan toprağı yapmak mümkün değil. Çünkü Anadolu'dan eski bir Türk yurdu orası. Hocalı da dahil Hocalının bulunduğu koridor köklü Türk nüfusunun yaşadığı bir yer. Anadolu'dan eski bir Türk yurdu. Peki bunu nasıl boşaltacaksınız? İşte insanları dehşete sokarak, korkutarak, Kısaca şiddet yaparak. Bu insanlık dışı olay Dünyanın gözü önünde yaşandı. Bu olay lanetlenmesi lazım. Lanetlenirken de sadece maşaların lanetlenmemesi lazım. Gerisindeki Rus plancılığının ve Kafkas politikasının da görülmesi lazım."


Hocalı Katliamı Görüntüleri İbret Olsun Diye Yayınlandı 

Hocalı Katliamında hem Ermenistan'ın hem de arkadaki sorun Rusya'nın kınanması gerektiğini belirten Arabacı, "Hocalı katliamı Dünyanın ayıbı. 1992'de yaşanan bu katliam sonrası milletin gözü önünde çekimler ve yayınlar yapılıyor. Ermenistan bu yayınlara insan kaçırma, nüfus boşaltma niyetinde olduğu için engel olmuyor. 21 yıldan beri bu olayı görmeme öldürülenler Müslüman olduğu için. Öldürenler Hristiyan olduğu içindir! Dünyanın bu yaşanan vahşeti görmeye başlaması lazım. Bu geç kalınmış olsa bile güzel bir şey. Bunu gördüğü zaman tarihe dönük bazı yanlışlar da düzeltilebilir. Maşalardaki gayri insani kabiliyette anlaşılabilir. Ama asıl Dünyanın bu tür safları kullanarak Kafkasya'da var olan nüfusu nasıl erittiğini görmek lazım. Asıl sorun orada. Kafkasya sorunu, Hocalı sorunu ya da Ermenistan sorunu değil. Asıl sorunu yani gerideki sorunu görmek ve kınamayı ona yöneltmek gerekir. Kınamalar güzel bir şey insanların insan olduğunu hatırlaması lazım. Bu şart" dedi. 28 Şubat'ta gazetecilerden oluşan bir grubun helikopterle katliamın yaşandığı yere gitmesinin ardından katliama dair elde edilen fotoğraf ve görüntüler, yabancı basında geniş yer buldu. 14 Mart 1992 tarihli Fransız "Le Monde" gazetesi katliama dair, "Ağdam'da bulunan basın mensupları, Hocalı'da öldürülmüş kadın ve çocuklar arasında kafa derisi soyulmuş, tırnakları çıkarılmış üç kişi görmüşler. Bu, Azerilerin propagandası değil bir gerçektir" ifadelerini kullandı. Rus "İzvestiya" gazetesi ise 4 Mart 1992 tarihli sayısında "Kamera kulakları kesilmiş çocukları gösterdi. Bir kadının yüzünün yarısı kesilmişti. Erkeklerin kafa derisi soyulmuştu" ifadelerine yer verdi. Benzer tasvirler İngiliz, Ukrayna, Bulgaristan ve daha birçok yabancı medya organında da yer aldı. Tüm dünyanın gözleri önünde meydana gelen Hocalı Katliamı'na, uluslararası kurumlar ise sessiz kalmayı tercih etti. BM Güvenlik Konseyi 1993'de 4 karar kabul etmiş olsa da, bu kararlar Hocalı Katliamı ile ilgili değil, "Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarını işgal ettiğine" yönelikti. Meksika Senatosu, Pakistan Senatosu, Kolombiya Parlamentosu, Çek Cumhuriyeti Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi, ABD'nin Teksas, New Jersey, Massachusetts, Georgia eyaletlerinde kabul edilen kararlarda Hocalı Katliamı "soykırım" olarak nitelendirildi.


Hala Katliamın Vahşetin Büyüklüğü Tam Olarak Anlaşılamadı 

Müslüman halka yapılan katliamların gerektiği kadar anlatılmadığına işaret eden Arabacı, "Kendisine yapılan zulümleri, işkenceleri ve katliamları bir heyet çekiyor ve bunlarla ilgili yaygara yapmıyor. Tarih boyunca Türk milletinde böyle bir yapı var. Mesela 1914'te bu bölgeden öldürülen, göçe zorlanan ve sürülen Müslüman halk 1 milyon kişi civarındadır. Bu göçte birçokları ölür, birçoklarının ayakları donar. Nahcivan bölgesinde dağlarda ot ve ağaç kabukları yiyerek yaşayan 200 bin insandan söz edilir. Onların hiçbiri anılmaz. Sadece 1914'te tehcir olayı yüzlere batırılır. İkisi aslında birbirinin devamı ve ayakları konumundadır. Azerilerin de Kafkasyadaki diğer Müslüman nüfusun da artık insan olduğunun hatırlanması lazım. Azerilerin ve diğer Müslüman Türklerin kendilerine yapılanları belgesel, film ve roman olarak dünya kamuoyuna duyurması lazım. Mesela Kafkasya'dan Stalin döneminde 1944'te sürülen dünyanın birçok yerine serpilmiş Ahıskalılar var. Hala yurtlarına dönemediler. Bunlarla ilgili doğru dürüst roman yok, belgesel yok. Sadece ufak tefek çalışmalar var. Yayınların yapılması lazım. Çünkü haksızlık devam ediyor. Bu haksızlığın durdurulması gerek" dedi. Türkiye'nin Hocalı Katliamındaki katilleri bulması ve Azerbaycan'a sahip çıkması gerektiğini savunan Arabacı, "İnsana sahip çıkma insan haklarına sahip çıkma bir erdemdir. Bu Müslüman ya da Türk olduğu için değil bu zulüm insana yapıldığı için Türkiye'nin bu olaya sahip çıkması lazım. Türkiye'ye de bu yakışır. Birde bu olayın gerisinde Kafkaslar boşaltıldığı zaman saldırılacak yer Türkiye'dir. Hocalı Katliamı sadece orada öldürülen gariban ve kimsesiz insanlar olarak görülmemeli. Aslında öldürülenlerden maksat Türkiye'dir. Kafkaslar boşaltıldıkça hedeflenen yer Türkiye'dir. İşte bu durumda kastı ve niyeti görmek gerekir. Türkiye'nin kim olursa olsun insana yapılan zulmü karşısına alması lazım buna Hocalı Katliamı da dahil. Üstüne düşeni de Azerbaycan'a ve Hocalı Katliamına sahip çıkarak yerine getirmelidir. Bunun hem soykırım olarak belirtilmesini hem de bu soykırıma katılanlar Ermenistan'ın yönetiminde bunların deşifre edilerek sorguya çekilmesi ve de insanlık adına hesap vermeye zorlanması lazım. Türkiye bu konuda da rol alması gerekiyor. Türkiye sanki Ermenistan yönetimi içine karşı bir söylem geliştirmiyor gözüküyor. Yani Ermenistan ile Azerbaycan'ın arasını düzeltelim ve barışı sağlayalım düşünce ile ama katillerle de el sıkışıldığı zaman neticeye ulaşamazsın. Kanlı ellerle neticeye ulaşamazsınız. Türkiye'nin katilleri deşifre etmesi ve uluslararası mahkemelerde sorgulanması için çaba sarfetmesi lazım. Ermenistan ile coğrafi yakınlığımız ve tarihi bir geçmiş var. Rusya aradan çıkarılsa Ermenistan ile çok sorunumuz kalmaz. Ermenistan'ın maşalık sorunu sona erdirilse aramızda çok sorun kalmaz. İlişkiler geliştirebiliriz.


Yazarken yine ağladığım dualarla şehitlerimizi yad ettiğim bir yazıydı. Unutmayalım unutturmayalım, dilimiz döndüğünce, kalemimimz yettiğince, duamızın Yaradana eriştiğini bilerek elimizden geleni yapalım. Bu dünyada bizim görevimiz yazmak, duyurmak, anlatmak, bilenlere hatırlatmak, bilmeyenelere gerçekleri aktarmak. Böyle kıyımların yaşanmaması bir daha olmaması için dua etsek de dünyada yaşanan zülumların farkındayız, açlıktan ölen insanların, bombalar altında yaşayanların, savaşın, vahşetin, savaş suçlarının hala işlendiği bir dünyada yaşamaya devam ediyoruz, ne Cenevreler sonuç veriyor, ne görüşmeler, ne yardımlar yerine ulaşıyor ne yeterli oluyor, bir yerlerde savaşlar devam ediyor, bir yerde savaş içinde kadınlara çocuklara tecavüz ediliyor, bir yerlerde insanlar soğuktan açlıktan ölüyor, bir yerlerde hala erkekler işkencelerle öldürülüyor. Bize düşen yazmak, bize düşen dua etmek, bize düşen öğrenmek ve sessiz kalmamak. Hocalı katliamını biz unutmadık siz de unutmayın, Unutturmayın!

Yararlanılan Kaynaklar:
http://azerbaycan.ihh.org.tr/insan/hocali/hocali.html  
http://www.haber7.com/tarih-ve-fikir/haber/994908-ermenistanin-vahseti-hocali-katliami-21-yasinda samet.tuncer@haber7.com
http://www.dunyabulteni.net/haberler/290667/hocali-katliami-nasil-gerceklesti-
 
Devamını oku…

Şevket Can, Şehitler Tepesinde Projelerini Anlattı

tarsusyerelhaber.com || MHP Tarsus Belediye başkan adayı Şevket Can, Şehitler Tepesi Mahallesi’nde miting yaptı. Seçim çalışmalarını sürdürmekte olan  Şevket Can, bölgeye Şehitler Tepesi adını Başkan Burhanettin Kocamaz ile birlikte verdiklerini söyledi.

Mahallenin gelişmesinde emeğinin ve alın terinin bulunduğunu aktaran MHP adayı Can, “Eskiden burası Şahin Tepesi olarak bilinirdi, henüz mahalle değildi. Bu mahallenin adını başkanım ile birlikte verdik. Burayı sokak sokak bilirim. Allah’a çok şükür çok çalıştık, çok emek verdik, bu gün Şehitler Tepesi Mahallesi Tarsus’a örnek oldu. Mahallemizin alt yapı, yol, aydınlatma, çevre düzenlemesi gibi sorumlarını çözüme kavuşturarak, bugün alnımızın akıyla karşınıza çıktık. Sizlerde bu alanları doldurarak, bize sahip çıktınız. Şu meydanlar gösteriyor ki, Tarsus hizmete, huzura, barışa, sevgiye, kardeşliğe devam diyor. Tarsus hizmet davasına sahip çıkıyor.” dedi. Projelerini de anlatan Şevket Can’ın mitingine Tarsus Ülkü Ocakları Başkanı Ali Rıza Genç MHP Ilçe Başkanı Ertuğrul Bodur da katıldı.
Devamını oku…

Gazeteciliği Özendirmek

Eski saygınlığı kalmasa da halkın haber alma hakkını koruyan ve devamını sağlayan Medya Mensupları arasına en azından yüksek tahsil yaparak katılan genç arkadaşlarımızın olması beni mutlu etmektedir. Her ne kadar bizler çekirdekten yetişme, yani Alaylı basın mensupları bu kentte ağırlıkta da olsa, bu dönemde çeşitli üniversitelerde eğitimini, Basın - Yayın ve iletişim fakültelerinde sürdüren 20 kişiyi tesbit ettik. Bu arkadaşlarımıza Medya Mensupları Derneği olarak kapımızda, gönlümüzde her zaman açıktır. Zaten zaman zaman staj görmek için yanımıza gelen üniversiteli gazetecilik okuyan gazeteci adayı kardeşlerimize destek olmaya çalışmaktayız.

MEDYAD olarak başta dernek başkanımız Okan Çalışkan ile yönetim kurulu üyelerimiz fikir teatisi yaparak Tarsus basınında önemli bazı icraatlara imza attık. Nedir bunlar? Mesela, Türkiye'nin değişik illerinde Gazetecilik ve Basın Yayın bölümlerinde okuyan Tarsuslu öğrencilerimize bir destek verelim, onları ve diğer genç kardeşlerimizi mesleğe özendirelim diye sürpriz hediyeler hazırladık. Bu hediyenin mesleğimizle ilgili olması için 20 adet tablet bilgisayar aldık ve bu tabletlerin bir bölümünü daha önceden sahiplerine verdik. Okan Çalışkan arkadaşımız ve yönetim kurulumuzun araştırıp tesbit ettiği yeni isimlerden 5 öğrenci arkadaşımıza daha verdik.

Bu arkadaşları kesinlikle tarafsız ve hiçbir şart koymadan bağrımıza bastık. Bir süredir Tarsus'taki gazete ve TV'lerde staj görmekte olan Niğde Üniversitesi Radyo, Sinema, Televizyon bölümü öğrencisi Duygu Deniz Sert'in de aralarında bulunduğu bu genç filiz arkadaşlarımızın heyecanına bizlerde ortak olduk. Onlarda yeni heyecan ve duygular yaşayarak gecemizde aramızda oldular. Ayrıca Gazi Üniversitesi Gazetecilik bölümü öğrencisi Nevin Turhan, Kocaeli Üniversitesi Gazetecilik bölümü öğrencisi Zekiye San, Konya Selçuk Üniversitesi Radyo Televizyon bölümü Yüksek lisans öğrencisi Murat Kodaz, Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümü öğrencisi Behzat Özgür Beyazlar ağabeyleri olan eski gazeteciler tarafından ödüllendirilmiş oldular. Bu güzel genç kardeşlerimin mutlulukları, heyecanları ve mesleğin içine girdiklerine mutlu olduklarını işaret eden gözleri, bakışları beni çok mutlu etti. Bizler bu mesleğin Üniversitesini, fakültesini okumamış olsak da çekirdekten yetişen birer Medya mensubu olarak onları kendi kardeşimiz, kendi çocuklarımız gibi görüp bağrımıza bastık.

O güzel duyguyu hep birlikte yaşamamıza vesile olan Gazeteci arkadaşlarımıza ve genç gazeteci adaylarımıza teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki bu küçük tabletler onlara en önemli unutulmaz armağanlardan biri olacak ve hayatlarının sonuna kadar bu günü anılarında hafızalarında saklayacaklardır. Kendilerinin bizlere gıpta ile bakması ve meslek heyecanını yüreklerinde taşımalarıda ilerisi için bu meslek adına beni umutlandırdı. Bu yemek vesilesi ile bu 5 kardeşimizi hem eski gazetecilerle, hem protokol mensupları ile hem de birbirleriyle tanıştırıp gelecekte yeni dostluklar kurmalarına olanak sağladığımıza ve köprü olduğumuza inanıyorum. Tabi bu kadar genç gazeteci adayının içinde mesleğimizin şu an en kıdemlilerinden olan ve 50 yılın üzerinde mesleki tecrübesi bulunan Mehmet Yaşot abimizide unutamazdık.

Diğer tecrübeli abilerimiz kardeşlerimizde elbette bizim önemli değerlerimizden. Ancak temsili olarak Mehmet Yaşot abimize bir mini bilgisayar, yani tablet hediye ederek onunda parmaklarına bilgisayar veya tablet tuşu değmesini sağlamış olduk. Yaşot abimizin heyecanını görmek onun yüreğinin mesleğe başladığı ilk günkü gibi kıpır kıpır ettiğini farketmek bile güzeldi. Tarsus'un ilk TRT muhabiri olan, ulusal basının birçoğunda ve Yeni Adana gibi milli kahramanlık destanları yazan Cumhuriyetle yaşıt bir gazetede çalışan Mehmet Yaşot'la aynı kentte meslektaş olmakta bizlere gurur ve onur verdi. Tabletinin kendisine hayırlı olmasını diliyorum. Genç kardeşlerimin de tabletlerini iyi günlerde kullanmalarını temenni ediyorum. VE UNUTULMAYANLAR.. Tarsus'taki meslektaşlarımız içinde benim mesleğe başladığım 1977'li yıllarda tanışıp bir bir ebediyete uğurladığımız insanları da unutmadık.

Tarsus'ta gazetecilik yaparken hayatlarını kaybeden merhum gazetecilerin çerçeveli fotoğraflarını MEDYAD'ın 17. Yıl dayanışma gecesinde sergiledik. Bugün rahmetle andığımız Gazeteci, yazar ve muhabir büyüklerimizden Kemal Tursunbay, Hayali Hasan Yavaş, Peyami Safa Maracı, Ali Şanlı, Asaf Yenigün, Nevzat Kayı, Erol Tokatlı, Mehmet Geçim, Gündoğdu Homurlu, İsa Aydın bizleri Selçuk Han'ın o güzel mimarisi altında izlediler. Hepsi de bize kendi pencerelerinden gülücükler gönderirken, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi "Basın milletin müşterek sesidir", "Halkın sesi olun, mazlumun yanında yer alın, sakın kaleminizi satmayın" der gibiydiler.

Onların bıraktığı yerden devraldığımız basın bayrağını bu kentin gelişmesi için bundan sonra da dalgalandıracağız. Bizim fotoğraflarımızda birgün onların yanına konduğunda, inanıyorum ki Gazetecilik, TV ve Radyoculuk bölümlerini okuyan Nevin Turhan, Zekiye San, Murat Kodaz, Duygu Deniz Sert ve Behzat Özgür Beyazlar gibi yeni nesil gazeteci kardeşlerimiz bizim yerimize bu kentte kalem sallamaya, fotoğraf çekmeye, radyolardan ve TV'lerden en acar gazeteciler olarak mesleğimizi sürdürmeye devam edeceklerdir.. Bize bu güzellikleri yaşatan ve hayatımıza güzel bir anı bırakan geceyi tertip eden, katılım sağlayan, destek olan Gazeteci, siyasetçi, işadamı, protokol mensubu tüm dostlara gönülden teşekkürler..
Devamını oku…

Medyad'ın 17.Kuruluş Gecesi

Medya Mensupları Derneği yani Medyad 1996 yılında Tarsuslu basın mensubu arkadaşlarımız tarafından kurulmuş Mesleki bir dernektir. O yıllarda Tarsus Gazeteciler Cemiyetine Radyo ve TV mensupları alınmadığı için yazılı, görsel ve işitsel tüm yayın organlarının mensuplarını içine alacak bir teşekkül oluşturulması gereği doğmuştu. Bu kapsamda MEDYAD kuruldu. O tarihlerde aralarında, Orhan Kır, Uğur Karagülmez, Metin Kurt, Raci Bizik, Sait Karail, Erdem Çatallar gibi isimlerin bulunduğu meslektaşlarımız MEDYAD'ın doğuşunu sağladılar. Sonra KKTC'nin ilk Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Selçuk Togo Onursal başkan oldular.

Ve bugün bakıyoruz aradan 17 yıl geçmiş.Türkiye Gazeteciler Federasyonu Üyesi olan Medya Mensupları Derneği'nin (MEDYAD) 17. Kuruluş yıl dönümü, 5. Geleneksel birlik ve dayanışma yemeği ile coşkulu bir şekilde kutlanırken kutlamalar yapılalı birkaç gün geçmesine rağmen yankıları devam ediyor. Bu önemli gecede Tarsus Kaymakamı Hasan Göç, Mersin Belediye başkan adayı ve Tarsus Belediye Başkanı Burhanattin Kocamaz, Basın Savcısı Seydi Kırmızı, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti başkanı Atilla Sertel, Jandarma Komutanı Bahadır Ersoy, Tarsus Emniyet Müdürü Yaşar Aksoy, Milli Eğitim Müdürü Ahmet Sefa Demir, Mersin Esnaf Odalar Birliği başkanı Talat Dinçer, Basın İlan Kurumu İl müdürü Umut Çor, Oda ve dernek başkanları, siyasi partilerin başkanları belediye başkan adayları , Osmaniye, Adana, Mersin, Antakya, Suriye Türkmen Haber Ajansı, Azerbaycan meslek örgüt temsilcileri ve Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu temsilcileri, okuyucular ve varlık sebebimiz olan değerli basın mensupları katılarak gecemize onur verdiler.

Katılımcılar siyaset, ekonomi, iş gibi konular yerine sadece basını konuştular, görüşlerini açıkladılar. Mesela Tarsus Kaymakamı Hasan Göç, medyanın halkın gözü, kulağı ve sesi olduğunu belirtti ve "basın çalışanlarının her türlü zorluğa rağmen büyük bir özveri içinde toplumun bilgilendirilmesine hizmet ettiklerini söyledi. Hasan Göç, "Medya mensuplarının kutsal bir görevleri var. Bu görevlerini aksatmadan sürdürmeleri gerekiyor. Hepimizin bildiği gibi özellikle yerel medyanın sıkıntıları da var. Ancak sıkıntılarına rağmen bu görevlerini layıkıyla yerine getirebilmek için özveriyle çalışmaktadırlar. Ben Tarsus'ta görev yapan medya mensuplarının yaşadıkları kent, bölge ve ülkeleri için fedakârca çalıştıklarını gördüğüm için mutluyum" demesi, Tarsus'taki basın mensubu olarak bizleri onure etti. Bizde kendisine teşekkür ediyoruz.

Yine Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz da medyanın toplumun bilgilendirilmesi noktasındaki gayretlerini takdirle karşıladıklarını belirterek, "Özellikle yerel Medyanın içinde bulundukları sıkıntıları biliyoruz. Ancak halkı bilgilendirirken, halkın doğru bilgilendirilmesi, objektif ve eşit olması gerekiyor. Halk yanlış bilgilendirilip, yanlış yönlendirilmemeli, objektif olmalıdır. Doğruları bütün çıplaklığıyla anlatmaları gerekiyor.Sıkıntılar içinde olsada basın mensupları görevlerini başarmaya çalışıyor. Medya mensuplarının çoğunu bu konudaki duyarlılıklarından dolayı kutluyorum" diyerek basın mensubu arkadaşlarımızın fedakarlıklarını öne çıkardı.

Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Atilla Sertel ise, anadolunun sıcaklığını hissettiği Tarsus'a gelmekten büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, "Medya objektif olmalı, halka doğruları anlatmalıdır. Bize yakışan hangi görüşten olursa olsun, birbirimizle muhabbet yaparak tartışmak ve toplumu doğru bir şekilde bilgilendirmektir. Hayat ve ilkeler bunu gerektirmektedir. Şanlı bayrağımızın altında birlik ve beraberlik içinde kardeşçe yaşamalıyız. Bunu yaparsak Türkiye çok daha büyük bir ülke olur. Biz satılmayan bir medya olmasını görmek istiyoruz. Medya patronluğundan başlayarak, baskılama ve idare etme olayı olursa güveni kaybederiz. Anadolu kentlerinde daha dik bir medya var. Tek patron halk olmalıdır. Halkın istemediği kanal ve gazetelerin etkisi yoktur. Önümüzde yerel seçimler var. Bu seçimlerde de sonucu halk belirleyecektir" diyerek gerçek demokrasinin olmazsa olmazı halkımızı kimsenin yok sayamayacağını dile getirdi.

AK Parti Mersin Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Sever ise konuşmasında, medya mensuplarının çok kutsal ve önemli bir görevi yerine getirdiğini, bu görevini yerine getirirken de büyük bir özveri gösterdiğini belirterek, "Bakın ben 2,5 aydır Mersin'imizde 1 milyon 700 bin hemşehrime ulaşmak için Medya mensubu arkadaşlarımızın sayesinde daha kolay ulaşıyorum. Çalışmalarımız Medya kanalıyla tüm hemşehrilerimize iletilmekte, duyurulmaktadır. Tüm Medya mensubu arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum" şeklinde görüşlerini ifade etti.

Gecede MEDYAD Başkanı Okan Çalışkan ise konuşmasında, dernek olarak özellikle lise öğrencilerine yönelik konferanslar düzenlediklerini ve bu konferanslarda öğrencilerin Basın Yayın ve Gazetecilik bölümlerini tercih etmelerini dile getirdiklerini ifade etti. Siyasileri bir araya getiren, buluşturan, birbiriyle tokalaşmalarını, en azından birbirine hal hattır sormalarını sağlayan MEDYAD'ın birlik ve beraberlik g ecesi belki ufak tefek aksamalar ve süre olarak kısa bir zaman dilimine sığdırılmış olsa da aslında 400'e yakın insanı bir araya getirmesi ve mesleğimizin böylesine önemli ve seçkin kişilere anlatılması bakımından önemliydi.. Ben Yakup Boncuk ve başkanımız Okan Çalışkan, Yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımız Ferhat Günaştı, Ayşe Şahin Doğan, Hasan Selenoğlu, Özcan Arslan , Erdal Çevikaslan ve diğer gazeteci arkadaşlarımız, mesleğimizin iyi tanınması, eski saygınlığını kazanması için çaba sarfederken, siyasilerle, bu kentin ileri gelenleri ve protokol mensupları ile herkesimden insanı bir araya getirmek için yaptığımız bu etkinliğimize katılan, katılamayan, destek veren ve bizleri yalnız bırakmayan tüm basın dostlarına teşekkür ediyoruz.
Devamını oku…

Kocamaz Ne Dedi ???

tarsusyerelhaber.com || Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Tarsus Belediye Meclis üyeleri basına ve kamuoyuna tanıtıldı. Selçukhan Restaurant’ta düzenlenen basın toplantısına Tarsus Belediye Başkanı ve MHP Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Burhanettin Kocamaz, Tarsus Belediye Başkan Adayı Şevket Can, MHP ilçe Başkanı Ertuğrul Bodur, Tarsus Ülkü Ocakları Başkanı Ali Rıza Genç, MHP İlçe Kadın Kolları Başkanı Fadime Şen, Türk Eğitim Sen Tarsus Şube Başkanı Necmettin Ellibin, Hizmet İş Sendikası Başkanı Hüseyin Gün, Ülküm İşçiler Dernek Başkanı Zekeriya Yılmaz ve Türkav Başkanı Hasan Sarı ile meclis üyeleri katıldı. 


Tanıtım toplantısının açılış konuşmasını yapan Tarsus Belediye Başkan Adayı Şevket Can, seviyeli bir şekilde seçim çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Can, “Meclis üyesi adaylarımızın, değerli arkadaşlarımızın hayırlı uğurlu çalışmalar yapmalarını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyoruz. Her ne kadar bazı siyasi parti adayları özverili davranmasa da bizler seviyeli bir şekilde uyumlu ve güler yüzle 30 Mart’a kadar bu çalışmalarımızı sürdürmek istiyoruz. Meclis üyesi arkadaşlarımızla şehrimize, vatanımıza, milletimize, ülkemize güzel hizmetler yapmayı, sizlerle birlikte teşkilatımızla, yöneticilerimizle, basın mensuplarıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla, oda ve derneklerimizle hep birlikte yönetmeyi Cenab-ı Allah bizlere nasip etsin.

Çıkmış olduğumuz bu hizmet yolculuğunda son viraja girdik, yaklaşık 33 gün gibi kısa bir süre kaldı. Cenab-ı Allah kazasız, belasız, incitmeden, incinmeden, kırmadan, dökmeden, kırılmadan bu süreci güzel bir şekilde götürmeyi bizlere nasip etsin. 33 gün sonra inşallah sizlerle birlikte belediye başkanı olarak böyle bir toplantıyı da yapmayı Allah bize nasip etsin" dedi. MHP Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ve Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz ise Tarsus, Mersin ve ülkemizin geleceği adına çıkılan bu hizmet yarışında bütün arkadaşlara ayrı ayrı başarılar dilediğini söyledi. Başkan Kocamaz, "Değerli arkadaşlar 33 gün sonra sandığın başındayız. İnşallah 33 gün boyunca da çalışmalarımızı biraz daha hızlandıracağız. İlişkilerimizi, saflarımızı biraz daha sıklaştıracağız.

İnşallah 33 gün sonra 30 Mart günü analarımızın ak sütü kadar helal, namusumuz kadar şerefli oylarımızı götürüp hem Tarsus’un, hem Mersin’in, hem de ülkenin geleceği adına sandığa atacağız. Tabi son viraja girildiği zaman, özellikle seçimi kaybedeceğini anlayan siyasi muarızlarımız her gün yeni yeni çirkefliklere, her gün iftiralara, her gün dedikodulara ümit bağlayarak hareket ediyorlar ve özellikle yapabilecekleri her türlü fenalığı gündeme getirerek aramıza fitne, fesat sokmaya, o olmazsa çamur atmaya, çirkeflikler yapmaya özen gösteriyorlar. Ama şunu herkesi bilmesi gerekir ki güneş hiçbir zaman balçıkla da sıvanmaz" şeklinde konuştu.

GİTTİĞİMİZ HER YERDEN ALDIĞIMIZ ENERJİ, VATANDAŞLARIMIZIN İŞİ KUCAKLAMASI, DUYDUĞU HEYECAN ARTIK SELE DÖNÜŞMÜŞTÜR

Kendilerine yoğun sevgi olduğunu kaydeden Başkan Kocamaz, "Bizi tanıyanlar 20 yıldır yakından tanıyor. Bir siyasinin gelip insanların gözünün içine baka baka ancak kendilerine yakışan o davranışlarla, işte 20 yıldır Tarsus’ta hiçbir şey yapmamışlar, bundan sonra ne yapacaklar gibi Tarsus’u tanımadan, Tarsus insanını bilmeden akıllarınca siyaset yaptıklarını zannederek burada insanlarımızın arasına girip nifak sokmaya çalışıyorlar. Şunu herkesin bilmesi lazım ki artık gittiğimiz her yerden aldığımız enerji, vatandaşlarımızın işi kucaklaması, duyduğu heyecan artık sele dönüşmüştür ve bu selin önünde buradan ilan ediyorum ki hiçbir kütük artık duramaz. Ne söylerse söylesinler, Tarsus insanı bizleri de tanıyor, o zatı muhteremleri de tanıyor. İnsan o söylenenleri duydukça gerçekten şayet siyaset buysa lanet olsun bu siyasete diyesi geliyor" şeklinde konuştu.

HASTANE YERİ KONUSU

Hastane yeri konusunda da açıklama yapan Başkan Kocamaz, "Hepinizin gözü önünde cereyan eden olayları bile çarpıtarak Tarsus Belediyesi güya Tarsus’a hastane yapılmasını engellemiş, bu hikayeyi biz 2002 yılından beri duyuyoruz. Tarsus’a hastane yapılacak, hastane yapılacak bizde bunun planlamasını yapmışız. Bu şehri yöneten, şehrin geleceğini düşünen insanlar olarak belediye meclisinde tartışmışız. Kentin gelişme merkezi yukarıya doğru gidiyor. Hastane’nin de hem havadar olması, hem insanların çoğunluğunun o bölgede yaşamasından dolayı, otobanında hemen yanı başında bir yer tahsis etmişiz ve o tahsis ettiğimiz alan yaklaşık 200 dönümlük bir alan, tabi bu 200 dönümlük alan da bir miktar dolgu malzemesi varmış. Söyleyin dolgu malzemesini biz taşıyalım bunu defalarca söyledik, kaldı ki bunu söyleyenlerin Ankara’daki uzantıları Trabzon’da denizi doldurarak Trabzon Stadını yapıyorlar.

Yani işlerine geldi mi denizi aşarlar, dağı aşarlar, dağları delerler ama Tarsus’a geldi mi, sırf inat olsun diye yapmamak için yada beceriksizliklerinden işi geciktirmek düşüncesiyle inatlaşırlar belediyenin gösterdiği yeri yapmak istemezler. Bizim planlamalarımıza göre bu denemenin olduğu bölge, orada bir sürü sosyal tesis planlanmıştı ve Hastane olayı hiç gündemde değildi. Bize dediler ki buradan biraz yer verin, ne kadar istiyorsunuz. Kendi ifadelerini söylüyorum. Ya 12-15 dönüm yeter. Tamam dedik size 12 dönüm yer ayıralım buradan, arkasından döndüler Sayın bakan bizzat beni aradı dedi ki, 12 dönüm yetmiyormuş Sağlık Bakanımız en az 20 dönüm yer lazım diyor.

Tamam dedim 20 dönüme çıkaralım. Aradan biraz zaman geçti yine Sayın bakan beni aradı, 'ya başkanım kusura bakma, geçen bana yanlış bilgi vermişler en az 40 dönüm' diyorlar. Ya tamam 40 dönüm olsun, 40 dönümü de ayırdık bu sefer döndüler dediler ki her defasında da meclis üyelerinin bir kısmı burada 11 defa meclise girdi bu, dediler ki '60 dönüm yer lazım.' Artık bu imar planı değişikliklerini ben belediyeden meclise getirmekten usandım, artık utanır oldum. En sonunda tabi Türkiye artık çadır zihniyeti ile yönetilen bir ülke konumuna geldi. Torba yasalarla birbirinden alakası olmayan her türlü kanun çıkarılıyor ve o kanunların içerisinde, belediyecilik yaparken bile acaba belediyeyi ilgilendiren bir bölüm var mı diye cımbızla ayıklıyoruz, arasından belki bir madde çıkıyor.

TOKİ’ye çok büyük yetkiler verildi. Devlet içinde devlet oluşturuldu adeta, tabi birilerini zengin edebilmek düşüncesiyle. Her seçimde bir şey kullanıyorlar, geçen seçimde dediler ki, 'Kocamaz TOKİ’ye yer vermiyor, onun için TOKİ gelip Tarsus’a yatırım yapmıyor'. Geçen seçimin malzemesi buydu. Ama biz defalarca TOKİ’ye yazı yazmıştık, Tarsus’a da bir yatırım yapın diye onu sırf dedikodu ortadan kalksın diye düşündük zira TOKİ’nin yaptığı inşaatlar orada, belediyenin yaptığı inşaatlar da orada, gidin inceleyin özellikle basın mensuplarından rica ediyorum. Kalite farkını mutlaka orada göreceksiniz. Tabi daha kalitelinin, daha ucuza satıldığını da orada göreceksiniz.

Tabi bu olay TOKİ’nin başvurusu neticesinde TOKİ kendi içinde, belediyenin sınırları içerisinde dahi kendi başına imar planı yapma yetkisine haiz kılındı ve burada da TOKİ marifeti ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığından da onaylatarak imar değişikliğini yaptılar bizde belediye meclisinden bunu geçirdik. Buraya dikkatinizi çekmek istiyorum, 2002’den beri parası hazır diyorlar. Biz imar değişikliğini de yapalı aylar oldu. Peki, niye bu inşaat başlamadı? Seçim döneminde sırf akıllarınca bu milleti kandırmak, bu millete adeta bunu yutturmak düşüncesiyle bu inşaat başlamadı.

Arsa orada, parası hazır diyorlar hatta ihalesini bile yaptık diyorlar. Peki, öyleyse seçimden önce temelini atında bu millet görsün. Tabi bilgisizce, bilinçsizce yapılan o çalışmalar o iftiralar Allah’ın izniyle 30 Mart’ta milletin sinesinden geriye dönecek sandıkta yiyecekleri tokatla da bu yalanlardan bir şey çıkmadığını mutlaka kendileri de fark edeceklerdir" şeklinde konuştu.

KİMİN ELİNDE NE BELGE VARSA BENİMLE YADA BİR BAŞKASIYLA İLGİLİ VATANDAŞLIK GÖREVİNİ YAPIP SAVCIYA TESLİM ETMİYORSA EĞER BİR SUÇ VARSA O İNSAN TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞI DA OLAMAZ

Kendileriyle ilgili kimin elinde ne belge varsa Savcılığa vermesini isteyen Başkan Kocamaz, çamur at düşüncesiyle hareket edenlerin insanlığa yakışmadığını söyledi. Başkan Kocamaz, "Bununla ilgili önümüzdeki günlerde belki sizlerle bir basın toplantısı yapıp belgelerle, raporlarla Tarsus’un üzerine oynanan oyunları, seçim kazanmak için nelerin mubah görüldüğünü bizzat kendi raporlarıyla sizlere sunacağım. Çünkü bunlar siyaseti bugüne kadar hep çamurla, çirkefle yürütmeye çalıştılar.

Kendi hazırladıkları raporları ki genel merkezlerinin talepleri doğrultusunda o raporlar hazırlanmış, Tarsus’ta seçim kazanmak için nasıl bir çalışma izlemeleri gerektiği o raporda dile getiriliyor ve yalanlarla, dolanlarla, iftiralarla insanları akıllarınca küçük düşürmeye güya onları alt etmeye çalışıyorlar. Her zaman söylediğim gibi kimin elinde ne belge varsa benimle yada bir başkasıyla ilgili vatandaşlık görevini yapıp savcıya teslim etmiyorsa eğer bir suç varsa o insan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı da olamaz, çünkü vatandaşlık görevini yapmıyor demektir. Ama sadece çamur atayım düşüncesiyle hareket ediyorsa zaten ona da insanlık yakışmaz" ifadesini kullandı.

BUGÜN MERSİN’İN BİRÇOK İLÇESİNDE AÇIK ARA BİRİNCİ DURUMDAYIZ, TARSUS’TA BUNLARDAN BİRİSİ.

Mersin genelinde açık ara önde olduklarını altını çizen Başkan Kocamaz, "Bu kervan yürüyecek. Kim ne söylerse söylesin Allah’ın izniyle bu kervan yürüyecek. Bugün Mersin’in birçok ilçesinde açık ara birinci durumdayız, Tarsus’ta bunlardan birisi. Zaten Tarsus 20 yıldır milliyetçi hareketçilerin, ülkücülerin kalesi olmuştur. Birlik, beraberlik anlayışıyla bu kentte yaşayan bütün insanlarımızı kucaklayarak köken, doğum yeri, ırk yada dil, inanç faklılığı düşünmeden bu kentte herkes eşit yaklaşıldığını, herkesin birlik ve beraberlik düşüncesiyle bir arada tutulması için gayret gösterildiğini herkes biliyor.

Zaten bugün Mersin Büyükşehir anketlerinde de açık ara önde çıkıyorsak Tarsus’ta verdiğimiz 20 yıllık mücadelenin bir sonucudur. Allah’ın izniyle 31 Mart’ta güneş Mersin semalarında bir başka şekilde parlak doğacaktır. Kin ne yaparsa yapsın artık bu seli durdurmaya, insanların birlikteliğini, kararlılığını ve Mersin’i sahiplenmesini tüm ilçeleri sahiplenmesini engellemeye hiç kimsenin gücünün yetmeyeceğini buradan bir kez daha hatırlatıyorum. Allah’ın izniyle bu inançlı, imanlı Mersin’e Tarsus’a bütün ilçelerimize hizmet aşkıyla çırpınan kadroların inşallah ipi göğüsleyeceğini, başarıya ulaşacağını şimdiden herkese müjdeliyorum. Bütün arkadaşlarımıza çıktıkları bu kutsal hizmet yarışında başarılar diliyorum. Cenab-ı Allah hepsinin, hepimizin yar ve yardımcısı olsun" şeklinde konuştu.

MHP'NİN MECLİS ÜYELERİ ŞU İSİMLERDEN OLUŞUYOR: Kontenjan 1 – Ömer Özcan, 2 – Hüseyin Boro, 3 – Hüseyin Dönmez, 4 – Fikret Avcı, Sıralama: 1-Mehmet Yunus Seven, 2- Enver Köksal, 3- Kerim Tufan, 4- Esin Erkoç, 5- Levent Alpaltaş, 6- Erkan Kolukırık, 7- Mustafa Yavuz, 8- Ali Şimşek, 9- Hüseyin Sarı, 10- Rıdvan Aksoy, 11- Mehmet Sabırlı, 12- Nükhet Koç Çelik, 13- Hüseyin Şendağ, 14- Kasım Takan, 15- Ali Çelik, 16- Metin Atik, 17- Emre Can Çayan, 18- Murat Açıkses, 19- Cevdet Aydın, 20- Pınar Çokel, 21- Mehmet Koçak, 22- Veyis Mülayim, 23- Ahmet Keser, 24- Ali Dediğidoğru, 25-Cafer Çelik, 26- Ömer Özer, 27- Ertan Avşar, 28- Ümmügülsüm Coşkun, 29- Yusuf Kale, 30- Belgin Şanlı, 31- Ahmet Arı, 32- Güngör Armağan Külahlıoğlu ve 33- Ekrem Ayyıldız
Devamını oku…

Köy Muhtarları Ne İstedi ???

tarsusyerelhaber.com || Tarsus'ta bir grup muhtar CHP ilçe binasına gelerek halen İl genel meclisi üyesi olan Emrah Oksal'ın yeni belediye meclisi listesinde aday gösterilmemesini protesto ettiler. Yaklaşık 80 köy muhtarı öğleden sonra CHP ilçe binasına geldi. 

Burada toplanan muhtarlar CHP ilçe başkanı Ali İlk ile görüşeceklerini söylediler. Daha sonra Karadirlik köyü muhtarı Necmi Daylak söz alarak, muhtarlar olarak il Genel Meclis üyesi Emrah Oksal'ın köylere önemli hizmetleri olduğunu, yeni dönemde de aday adayı olmasına rağmen aday sıralamasına alınmadığı belirterek bunun düzeltilmesini istediklerini söyledi. İlçe başkanı Ali İlk ise yaptığı konuşmada "Partimizde Belediye Meclis üyeliği için çok sayıda başvuru olmuştur.


Ama aday listeleri yapılırken genel merkez listeyi belirlemiş ve açıklamıştır, bizlere göndermişytir. Listede bulunan arkadaşlarımızda CHP'lidir, bu partiye emek vermiştir ve onlarda her aday adayı gibi değerli arkadaşlarımızdır. Bu listeyi bize genel merkez belirleyip göndermiştir.Bu nedenle bunu kabul etmek durumundayız" dedi. Muhtarlar ise CHP'de en çok çalışan ve köylere hizmet götürülmesini sağlayan Emrah Oksal'ı listede görmek istediklerinin genel merkeze bildirilmesini isteyerek parti binasından ayrıldılar.
Devamını oku…

Esnaflardan Şevket Can’a ‘Yüreğimizle Yanındayız’

tarsusyerelhaber.com || Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Tarsus Belediye Başkan adayı Şevket Can, 82 Evler Mahallesi Kürklü Petrol civarındaki esnafları gezdi. Esnaflar Şevket Can’a büyük ilgi göstererek, ikramlarda bulundular. 

Şevket Can’ı çok sevdiklerini ve çok iyiliklerini gördüklerini dile getiren esnaflar, “Yüreğimizle yanındayız” dediler. Şevket Can’ın nazik ziyaretlerinden duydukları memnuniyeti dile getiren esnaflar, Şevket Can’a teşekkür ettiler. “Şevket Can belediye başkanı olduğu takdirde Tarsus’a çok faydası olacak. Çünkü kendisinin belediyecilikteki tecrübelerini, deneyimlerini biliyoruz.


O yüzden kendisini destekliyoruz. Çalışmalarında başarılar diliyoruz, Allah yardımcısı olsun.” dediler. Yorucu seçim temposuna rağmen yüzünden tebessüm ve sarf ettiği enerjisinden hiçbir şey kaybetmeyen Şevket Can, “Her şey çok güzel gidiyor, çok renkli, seviyeli, sürekli artan bir tempo, ilgi ve destekle yolumuza devam ediyoruz. Bilgi, birikim ve tecrübelerimizle geliyoruz.

1994 yılından bu güne Tarsus’a hizmet ediyoruz. Ve en önemlisi Tarsus’a barışı, kardeşliği ve güveni getirdik. Ben meslek olarak belediyeciyim. Belediyenin her kademesinde görev yaptım. Göreve başladığım günden bu güne her vatandaşımız için eşit mesafede çalıştım. Ayrım yapmadım. Her zaman esnaflarımızın yanında oldum. Bundan sonrada çalışmaya devam edeceğim. Allah’ın izniyle belediye başkanı olduğumda, aynı tempo ve heyecanla çalışacağım.”şeklinde konuştu.
Devamını oku…

Kardeş Şehir Celalabat’la Yapılan Ortak Çalışma Sona Erdi

tarsusyerelhaber.com || Tarsus Belediyesi ile Kardeş Şehir Celalabat Belediyesi arasında Türkiye’deki belediyecilik ve belediye sistemlerinin öğrenilerek Orta Asya’daki kardeş şehirlerde de uygulanması amacıyla başlatılan ortak çalışma sona erdi. 

 Tarsus Belediyesi’nde düzenlenen çalışmada kardeş şehir Celalabat’tan gelen bürokrat ve yöneticiler 1 ay boyunca staj gördüler ve uygulamalı ortak çalışma projesi içerisinde belediyeciliği ve belediye sistemlerini öğrendiler.


Türk Dünyası Araştırmalar Vakfı Bölge Temsilcisi Seyfettin Sindar koordinesinde yapılan çalışmalara Kırgızistan’da bulunan Kardeş Şehir Celalabat’tan gelen 6 Belediye meclis üyesi ve 5 daire müdürü katıldı. Kardeş şehir Celalabat’tan gelen siz sevgili kardeşlerimizi aramızda görmekten ve birlikte çalışmadan son derece mutlu olduk. Diyen Tarsus Belediye Başkan Yardımcısı Kerim Tufan ‘ Bu çalışmalarda Türk yurtları arasında bu tür ilişkilerin kurulması bu geliş gidişlerin sağlanması mutlaka iki ülke arasındaki diyalogu da geliştirecektir.

Belediyelerimiz arasındaki bu ilişkiler inşallah zamanla ülkelerimiz arasındaki ilişkiye dönüşür. İnşallah bu sıcaklık, bu kardeşlik, bu birlik beraberlik daha da gelişerek devam eder. Biz bunu daha da ileriye götürerek mahalleler arasında, köyler, okullar arasında da kardeşlik ilişkileri oluşsun istiyoruz. Sizler belediyecilik konusunda burada bazı şeyler öğrendiniz bizler başka konularda sizlerden bir şeyler öğrendik. Bu birlik ve beraberlik giderek daha da büyüsün gelişsin istiyoruz. Kardeş şehir Celalabat’a ve Kırgızistan’a bizden sevgiler ve selamlar götürün.’ Şeklinde konuştu. Belediye Meclis Salonu’nda yapılan toplantıda Tarsus Belediye Başkan Vekili Şerife Hasoğlu ve Tarsus Belediye Başkan Yardımcısı Kerim Tufan Tarsus’tan ayrılan Celalabat’lı misafirlere katılım belgesi takdim ettiler.
Devamını oku…

Başkan Kocamaz, “Mersin Sahip Çıkmak Boynumuzun Borcudur”

tarsusyerelhaber.com || MHP Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ve Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, Mersin’e sahip çıkmanın Mersin’de yaşayan herkesin boynunun borcu olduğunu söyledi. İstanbul’da düzenlenen ‘Kazananlar Konferansı’na katıldıktan sonra ayağının tozuyla seçim çalışmalarına yine hızlı başlayan Başkan Kocamaz, Tarsus ve Mersin’de bir dizi toplantılar ve ziyaretler gerçekleştirdi. Tarsus’ta Kırklarsırtı Mahallesi’nde İlçe Kadın Kolları tarafından kadınlara yönelik organize edilen toplantıya Tarsus Belediye Başkan Adayı Şevket Can’la birlikte katılan Başkan Kocamaz, kadının olmadığı yerde bir başarının kazanılmasının mümkün olmayacağını söyledi. 


Başkan Kocamaz kadınlara yönelik konuşması şöyle: “Her başarılı erkeğin arkasında mutlaka onu başarılı kılacak bir kadın vardır. Sizler bir olduğunuz zaman, diri olduğunuz zaman, iri olduğunuz zaman Tarsus’taki barış, huzur ve kardeşliğe sahip çıkmak için gayret gösterdiğiniz zaman Allah’ın izniyle göklerdeki üç hilal 30 Mart’ta da inmeyecek. Önümüzdeki 5 yıl yine Tarsuslu hizmet görecek, yine gayret görecek, bereket görecek ve Tarsus inşallah hak ettiği yere de gelmiş olacak.”

Daha sonra sırasıyla Tarsus Belediye Başkan Adayı Şevket Can ve MHP İlçe Başkanı Ertuğrul Bodur ile birlikte oda ziyaret gerçekleştiren Başkan Kocamaz, yöneticilerin sorunlarını dinledi. Tarsus Bakkallar ve Bayiler Odası Başkanı Erdoğan Yalçın ve yönetim kurulu üyeleri, Tenekeciler, İnşaat Malzemeleri İmalat ve Satıcıları Odası Başkanı Mustafa Güçyetmez ve yönetim kurulu üyelerinin sorunlarını dinleyen Başkan Kocamaz ve Can, 30 Mart yerel seçimlerinin ülke için çok önemli olduğunu belirttiler. Türkiye Emekliler Derneği Tarsus Şubesini ziyaret eden Başkan Kocamaz’ı burada Türkiye Emekliler Derneği Genel Mali Sekreteri ve Şube Başkanı Ömer Kurnaz ile yönetim kurulu üyeleri ve şube üyeleri karşıladılar. Başkan Kocamaz, “20 yıldır Tarsus’u hep birlikte bir yerlere getirdik ama belediyeler, ilçeler, şehirler aynı insanlar gibi yaşayan organizmalar. Dolayısıyla her geçen gün biraz daha gelişmeli, biraz daha değişmeli ve çağa uygun bir hale gelmelidir. Böyle bir ortamda dünyanın baş döndürücü bir şekilde geliştiği bir ortamda bugün geldiğimiz noktayı mükemmel görebilirsiniz. Ama yarın için, öbür gün için gelecek günlerde geldiğiniz bu noktanın o yeni gelişmelere ayak uyduramazsa, geri kaldığını görürsünüz.

Dolayısıyla bu 20 yıllık emeğin, hizmetin Tarsus’taki barış, huzur ve kardeşliğin bundan sonra da mutlaka devam etmesi lazım. İnşallah gözümüz arkada kalmayacak Şevket Can kardeşimiz bundan sonra Tarsus’un gelişiminde, değişiminde Tarsus Belediye Başkanlığı görevinde rol alacak, tabi ki el ve gönül birliği içerisinde barış ve kardeşlik içerisinde ilk defa Mersin’de Büyükşehir Belediye başkanlığına bu kadar yakın olduğumuz bir dönemde 30 Mart’ta sizlerde noktayı koyacaksınız” dedi.

20 yıldır iktidar belediyesi olmadıklarını, iktidar belediyelerinden daha fazla hizmet ürettiklerini altını çizen Başkan Kocamaz, “Biliyorsunuz 20 yıldır biz hiç iktidarın belediyesi olmadık, hiç iktidarın adayı da olmadık ama Allah’a çok şükür ki gayretlerimiz ve çabalarımızla sizlerin duasıyla Tarsus iktidar belediyelerinden çok daha fazla hizmet gördü, hizmet aldı. İnşallah yine aynı şekilde biz iktidarın adayı değiliz ama iktidar belediyelerinden çok daha fazla hizmeti Allah’ın izni ile Tarsus’la birlikte Mersin’in 13 ilçesine ve Büyükşehir’e getireceğiz.

Mersin son 15 yıldır Cumhuriyet Halk Partili bir belediye tarafından yönetiliyor. Daha doğrusu yönetilmiyor, yönettiklerini zannediyorlar. Mersin Büyükşehir Belediyesinin ekonomik gücü, bütçesi Tarsus’un 7 katı, ama eğer yürekleri yetiyorsa Mersin’de yapılan hizmetlerle, Tarsus’taki hizmetleri bir kıyaslasınlar. Mersin Büyükşehir Belediyesi halen alt yapı problemini çözememiş.

Sadece doğu arıtmayı yapmış, batı arıtma halen beklemede, dolayısıyla deniz kirletilmeye devam ediliyor. Yıllardır Mersin otogarı adeta bir çilehaneye dönüşmüş. O otogarı bir türlü şehrin dışına daha modern hale getirecek şekilde çıkaramadılar. Seçime üç ay kala sırf vatandaşın gözünü boyamak için gittiler, oraya temel attılar. İnşaatı başlattılar. Borçları ödemeyecekler, ödemeye fırsatları olmayacak Allah’ın izniyle onların yaptığı otogarın parasını gene biz ödeyeceğiz. Şunu herkesin bilmesi lazım, biz Tarsus Belediyesini uzaylılardan devralmadık, Tarsus Belediyesini Cumhuriyet Halk Partisinin uzantısı olan şimdi hep birlikte oldukları SHP’den devraldık.

Dolayısıyla onların bizlere devrettiği belediyenin Türkiye’nin en borçlu 10’uncu belediyesi olduğu, kentin alt yapısının olmadığı, sokaklardan fosseptiklerin aktığı, şehirde belediyecilik adına doğru düzgün hiçbir şeyin yapılmadığını hepiniz gördünüz, yaşadınız, biliyorsunuz. Dolayısıyla Tarsus’un yeni maceralara sürüklenmesine ben Tarsuslu hemşehrilerimizin fırsat vermeyeceğine yürekten inanıyorum ve herkesi Sayın Şevket Can etrafında birleşmeye, bütünleşmeye, hem geçmişe karşı borcumuzu ödemeye, hem de geleceğe karşı taşıdığımız vebalin altından kalkmaya ve Tarsus’a sahip çıkmaya davet ediyorum” şeklinde konuştu.
Devamını oku…

Tarsus Kaymakamı Hasan Göç’ten “Hayırlı Olsun” Ziyareti

tarsusyerelhaber.com || TARSUS Kaymakamı Hasan Göç, geçtiğimiz günlerde yapılan olağan genel kurul toplantısında üyelerin güvenoyunu alan Tarsus Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Duran Şen ve yönetim kurulu arkadaşlarına “hayırlı olsun” ziyaretinde bulundu.

Tarsus Kaymakamı Hasan Göç, ziyaret sırasında yaptığı konuşmada, “Geçtiğimiz günlerde yapılan olağan genel kurul toplantısında, üyelerin büyük bölümünün güvenoyunu alarak, yeniden başkanlık görevine seçilen sayın Duran Şen’i ve çalışma arkadaşlarını kutluyorum. Genel kurul sonucunun ilçemize, il’imize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Şoför esnafının önemli bir misyonu yerine getirdiğine ve ekonominin canlanmasına katkı sağladıklarına dikkati çeken Kaymakam Hasan Göç, “Tarsus’taki ve Mersin’deki gelişmeler, Türkiye içinde çok önemli.


Bu bölge, dinamikleri ile Türkiye’nin kapısı durumunda. Ülkemizin dış ticaretinin önemli bir bölümü Mersin üzerinden yapılıyor. Ayrıca Tarsus’ta da önemli miktarda tarım üretimi yapılmakta. Bunlarında Türkiye’nin dört bir tarafına ulaştırılması; Mersin’den limandan inen yüklerin, ülkenin farklı noktalarına veya komşu ülkelere ulaştırılması, bölgemizdeki ve kentimizdeki şoför esnaflarımızın vasıtasıyla oluyor. Bu nedenle genel kurul sonucunun ilçemize, Mersinimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor, Duran Şen ve çalışma arkadaşlarını bir kez daha kutluyorum” diye konuştu. Tarsus Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Duran Şen ise nazik ziyaretinden dolayı Kaymakam Hasan Göç’e teşekkürlerini ileterek, “Sayın Kaymakamımız göreve geldikleri ilk günden bu yana biz esnafların yanında oldu. Kendisine; bizlere verdiği destekten ve nazik ziyaretlerinden dolayı teşekkürlerimizi iletiyorum” şeklinde konuştu.
Devamını oku…

Kim Ne Demiş

BAŞBAKANI YEDİRMEYİZ! Bu başlık bana ait değil. Siyaset sahnesinde öyle ilginç cümleler ve sözler sarfediliyor ki.. Bende Tarsus'taki siyasetçilerin konuşmalarından cımbızla çekip çıkarttıklarımı zaman zaman sizlerle paylaşıyorum. Bunu yaparken parti ayrımı yapmıyorum, siyasetçi ayrımı yapmıyorum. İlginç bulup kayda değer olanları sizlerle paylaşıyorum. İşte bugün cumbızımıza takılanlar..

"BAŞBAKANI YEDİRMEYİZ!" "Rahmetli Başbakan Adnan Menderes döneminde ülke refaha kavuştu, ancak bunu hazmedemeyenler Adnan Menderes'in idamını sağladılar. Adnan Menderes sonrasında güçsüz iktidarlar görev yaptı, ülke hep geriye gitti. 1980'li yıllarda Turgut Özal, iktidara geldi. İktidara gelirken de din ve vicdan hürriyeti, fikir hürriyeti ile teşebbüs hürriyetini vaat etti. Döneminde yapılan çalışmalar ortada. Yine Adnan Menderes gibi bu dönemde de Türkiye'nin gelişimini hazmedemeyenler devreye girdi, Özal'ı zehirleyip öldürdüler. Şimdi sıranın AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a geldiğini söylüyorlar. Ama biz Başbakanımızı yedirmeyiz." Hakkı Meniz (Ak Parti Tarsus Belediye Başkan adayı)

**

"HUZUR VE KARDEŞLİK İÇİN" "Bugün hilalin altında birliğin günüdür. Bugün ay ve yıldızın altında birliğin günüdür. Binlerce yıldır Türk'e yurt olmuş güzel memleketimiz de ne yazık ki gençlerimiz gayri meşru güçlerin pazarlığına konu olmuştur. Gençlerimiz ahlaki zafiyetlerin esareti altında kimliklerini kaybetmeye yüz sürmüştür. Doğunun dört bir yanında asayiş uygulaması yapan hainler yüz bulmuş, şaşmış, şaşanlarda haddini iyice aşmıştır.. Bölgemizde dalgalanan huzur ve kardeşliğin bayrağı 30 Mart'ta sizlerden gelecek muhteşem rüzgarı beklemektedir" (Tarsus Ülkü Ocakları Başkanı Ali Rıza Genç)

**

"TARSUSLUYUM DEMEK GURUR VESİLESİDİR" "Tarsus'ta 20 yıllık hizmetimiz süresince birçok gencimiz ya bizim göreve başladığımız dönemde doğdu yada daha sonra. Ama bu gençler sizinle büyüdük diyorlar. Bu gençler Tarsus'un şanslı gençleri. Çünkü bu gençler Tarsus'un o eski halini görmediler. Sokaklarından fosseptikler akan, adeta insanların Tarsusluyum demekten çekindiği, utandığı bir dönemi, o kara dönemi çok şükür görmediler. Allah'a binlerce şükür ki üstlerindeki fanila gibi bembeyaz Tarsus'u gördüler. Sizlerin destek ve gayretleriyle bizler birazcık çaba gösterdik Tarsus hak ettiği yere geldi" dedi. (MHP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ve Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz)

**

ATATÜRK "MERSİNLİLER MERSİN'E SAHİP ÇIKIN" DEMİŞTİR.. "Sadece engellilerle ilgili projelerle değil bisiklet yollarıyla şehir içerisindeki karmaşayı ortadan kaldırarak insanlarımızı spor yapmaya, bisiklete binmeye teşvik edeceğiz ve inşallah bu trafikle ilgili problemi de sizlerle beraber kökünden halletmiş olacağız. İnanan toplulukların başaramayacağı hiçbir problemin olduğunu düşünmüyoruz. İnanmak başarmanın yarısıdır diyorlar. Biz Mersin'deki bu inanmış topluluklarla gerçekten Aziz Atatürk'ün 'Mersinliler, Mersin'e sahip çıkınız.' Sözünün içinin inşallah 30 Mart'ta ilk defa doldurulacağını düşünüyoruz." (Burhanettin Kocamaz- Engelsiz Mersin Bürosunun açılışında yaptığı konuşmadan)

**

'TARSUS KÜLTÜR ŞEHRİ OLACAK" "Bundan 20 yıl önce Tarsus'ta 18 adet tiyatro grubu vardı. 40'a yakın Folklor ekibi vardı. Ayrıca ressamların, heykeltraşların, şairlerin var olduğu bir kentti. Bu kenti eskisinden daha güçlü bir kültür şehri yapacağız. Kültürümüze beraber sahip çıkacağız ve Tarsus'a bir kültür, sergi ve gösteri sarayı inşaa edeceğiz" (Haluk Bozdoğan- CHP Tarsus Belediye başkan adayı)

**

"KAVGA VE GÖZYAŞI OLMASIN!" "Demokrasilerde özgürce düşünmek esastır. Eğer karşı taraftakinin özgürlük alanına tecavüz etmiyorsanız bir sorun yoktur. Ama özgürlüğü tanımazsanız, karşınızdakinin fikirlerine saygı duymazsanız, ona insanca, anlayışlı bir şekilde müsamaha gösterir bir şekilde yaklaşmazsanız orada kavga ve gözyaşı olur, orada diktatörlük yaşanır, orada faşizm yaşanır. Şimdi Türkiye'de bu yaşanıyor" (Vahap Seçer- CHP Mersin milletvekili)

**/**

İşte içimizden insanlar ve düşünceleri.. Kimler ne demiş, neler demiş? Düşünenlerin düşüncelerini dinlemek gerek. Tüm siyasetçilerimize ve insanlara, düşünen canlılara insanca yaşanılan, özgür bir gelecek diliyorum.
Devamını oku…

Başkan Kocamaz: Mersindeki Engelleri Bir Bir Kaldıracağız

tarsusyerelhaber.com || ‘Engelsiz Mersin Bürosu’nu hizmete açan MHP Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı ve Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, Mersin’in önündeki engelleri bir bir kaldıracaklarını söyledi. ‘Herkes için Engelsiz Mersin’ sloganıyla yola çıktıklarını belirten Başkan Kocamaz’dan örnek bir davranış. Mersin Yenişehir İlçesi İsmet İnönü Bulvarı üzerinde engellilere yönelik büro açan Başkan Kocamaz, burada engelliler ilgili hazırlanan projelerin kamuoyuna tanıtılacağını söyledi.


Açılışa Toroslar Belediye Başkanı ve MHP Toroslar Belediye Başkan Adayı Hamit Tuna, Yenişehir Belediye Başkan Adayı Dr. Can Müftüoğlu, Mezitli Belediye Başkan Adayı Serkan Akkoyuncu, Akdeniz Belediye Başkan Adayı Remzi Çıngı, Mersin Ülkü Ocakları Başkanı Hüsnü Doğan, İlçe parti başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Törende konuşan Başkan Kocamaz, herkesin birer engelli potansiyeli olduğunu ifade ederek, “Böylesine anlamlı böylesine Mersin’in geleceğiyle ilgili verilecek bir karar aşamasında hepimizin birer potansiyel engelli olması düşüncesiyle hazırladığımız Engelsiz Mersin Büromuza hoş geldiniz” dedi.

MERSİN’İ ENGELSİZ HALE GETİRECEĞİZ 

Mersin’i engelsiz hale getireceklerini vurgulayan Başkan Kocamaz, “Mersin’in geleceğiyle ilgili hazırladığımız ve 11 Kasım’da kamuoyunun bilgisine sunduğumuz projelerin içerisinde birbirinden değerli birçok önem arz eden projeler var. Ama bunların içerisinde gerçekten sosyal yönden ve insanlık açısından çok önemli bir proje olarak gördüğümüz Mersin’in bütün insanlar tarafından engelsiz hale getirilmesi ve bütün insanlarımız tarafından da kullanılabilmesi hepimizin, bütün belediye başkan adayı arkadaşlarımızla ortaya koyduğumuz bir hedef olarak görülüyor. İnşallah Mersin’deki engelleri bir bir kaldıracağız. Çünkü Mersin’in önündeki en büyük engel 15 yıldır bu Mersin’i yönettiğini zanneden Sayın Macit Özcan. İnşallah oradan başlayarak Mersin’i bütün insanlarımızın gönül rahatlığı içerisinde, barış, huzur ve kardeşlik içerisinde kullanabileceği bir kent haline getireceğiz. Bunun için kararlıyız, bunun için and içtik” şeklinde konuştu.

MERSİN’İN 15 YILI KAYIP 

Mersin’in 15 yıldır kaybettiğini altını çizen Başkan Kocamaz, “15 yıldır maalesef Mersin geleceğini kaybetti. Şimdi tüm Mersinlilerle birlikte birlik ve bütünlük içerisinde önce Mersin’e sahip çıkacağız ondan sonrada Mersin’i yeniden küllerinden ayağa kaldıracağız, tarihin derinliklerinde olduğu gibi Mersin’i bir cazibe merkezi haline yeniden getireceğiz. Bizim gittiğimiz her yerde vatandaşlarımızdan gördüğümüz ilgi ve alaka, onların heyecanı, bize yükledikleri enerji gerçekten 30 Mart’ın Mersin’de köklü bir değişimin başlangıcı olacağını gösteriyor. İnşallah Mersin’de yaşayan herkesi mutlu edebilmenin gayreti içerisindeyiz. İşte bugün burada açmış olduğumuz bu Engelsiz Mersin Bürosu bu işin en önemli başlangıçlarından birisi olacak. Kaldırımlarıyla, yeşil alanlarıyla, parklarıyla, sosyal donatılarıyla Mersin’de yaşayan bütün engelli arkadaşlarımızın bir engelsiz gibi bütün hizmetlerden faydalanması yönünde üzerimize düşeni hep birlikte yapacağız. İnşallah bu işle ilgili olarak da Levent kardeşimiz bu işin lokomotifi olacak. Ne başarırsak hep birlikte başaracağız ve Mersin’i inşallah çağdaş bir Avrupa kenti haline getirerek Mersin’de yaşayan bütün insanların mutlu olduğu bir kent haline getireceğiz” ifadesini kullandı.. Başkan Kocamaz konuşmasını şöyle sürdürdü: “Tabii sadece engellilerle ilgili projelerle değil bisiklet yollarıyla şehir içerisindeki karmaşayı ortadan kaldırarak insanlarımızı spor yapmaya, bisiklete binmeye teşvik edeceğiz ve inşallah bu trafikle ilgili problemi de sizlerle beraber kökünden halletmiş olacağız. İnanan toplulukların başaramayacağı hiçbir problemin olduğunu düşünmüyoruz. İnanmak başarmanın yarısıdır diyorlar. Biz Mersin’deki bu inanmış topluluklarla gerçekten Aziz Atatürk’ün ‘Mersinliler, Mersin’e sahip çıkınız.’ Sözünün içinin inşallah 30 Mart’ta ilk defa doldurulacağını düşünüyoruz. Çıktığımız bu Mersin’e hizmet yarışında hepimize Cenab-ı Allah’ın yar ve yardımcısı olmasını temenni ediyoruz. Barış içerisinde huzur içerisinde her hangi bir kargaşaya meydan verilmeden, centilmenlik çerçevesinde demokrasinin işlemesini ve bu seçimin öncelikle Mersin’imize bütün ilçelerimize ve Türkiye’mize hayırlar getirmesini de Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.”

AMACIMIZ HALKIMIZA HİZMET ETMEKTİR 

Başkan Kocamaz, Mersin halkının hizmetlerin en iyisine layık olduğunu, 13 ilçe adayı arkadaşlarıyla hizmet için heyecanlı olduklarını belirterek, “Mersin’in 13 ilçesinde pırıl pırıl arkadaşlarımız hizmet heyecanıyla yanıp tutuşuyorlar, vatandaşlarımızdan da 30 Mart’ta bir icazet bekliyorlar. Mersin’de inşallah bütün ilçeleriyle birlikte bu seçimde insanlarımız üç hilalin altında birleşecek ve inşallah 30 Mart’tan sonra da hep birlikte besmeleyle Mersin’i ayağa kaldırmak için arkadaşlarımız birbirleriyle yarış içerisinde olacaklar. Elbette bugüne kadar ilçelerimizin ekonomik sıkıntıları olması nedeniyle arkadaşlarımız arzu ettikleri bütün hizmetleri gerçekleştirememiş olabilirler ama ben öyle inanıyorum ki, dişlileri birbirine tutturursak büyükşehir’i ve ilçe belediyelerini bütünleştirsek 30 Mart’tan itibaren bütün ilçelerimizin eksiklerini de bir bir ortadan kaldırmak, gidermek hepimizin elinde diye düşünüyorum. Buraya kadar gelip bize destek verdiğiniz için, engelli kardeşlerimiz sahip çıktığınız için teşekkür ediyorum” dedi. Konuşmanın ardından Engelsiz Mersin Bürosu törenle hizmet açıldı.
Devamını oku…
Blogger tarafından desteklenmektedir.